HIV’in tedavisi şeker hastalığı kadar kolay

HIV’in tedavisi şeker hastalığı kadar kolay

Beykoz Üniversitesi, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla bir panel düzenledi. Panelde; AIDS hakkında doğru bilinen yanlışlardan tedavi yöntemlerine, istatistiki verilerden toplumsal dışlanmaya pek çok konu hakkında bilgiler paylaşıldı. Etkinlikte konuşan Yrd. Doç. Dr. Cengiz Uzun, HIV ile AIDS’i birbirine karıştırmamak gerektiğini vurgulayarak, ‘Günümüzde artık HIV şeker hastalığı kadar kolay tedavi edilebiliyor’ dedi

Dünyada AIDS’e olan farkındalığı artırmak ve toplumu bilinçlendirmek için her yıl 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü’ne adanıyor. Bu kapsamda Beykoz Üniversitesi de bir panel düzenledi. Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; AIDS hakkında toplumu, özellikle gençleri bilgilendirmek amaçlandı. Yrd. Doç. Dr. Cengiz Uzun, Öğretim Görevlisi Burcu Dişli, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker ile İlk ve Acil Yardım Bölümü 1. sınıf öğrencisi Gamze Kılınç’ın konuşmacı olarak yer aldığı panelde; toplumsal dışlanmadan doğru bilinen yanlışlara, istatistiki verilerden tedavi yöntemlerine pek çok konu hakkında bilgiler paylaşıldı.
‘HIV ile AIDS aynı şey değil’
Yrd. Doç. Dr. Cengiz Uzun, ülkemizde 1985 yılından 2016 yılına kadar 15 bine yakın AIDS vakasının tespit edildiğini söyleyerek, “Vaka sayısı artarken yıllar içinde ölüm sayısı azalıyor. Çünkü virüse karşı savaşırken geliştirilen yöntemlerde artış oluyor” dedi. HIV ile AIDS’i birbirine karıştırmamak gerektiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Uzun, “HIV bağışıklık sistemine zarar vererek AIDS’e neden olur. AIDS’in belirtileri iyi analiz edilerek doğru zamanda teşhis önemlidir. Günümüzde artık HIV şeker hastalığı kadar kolay bir şekilde tedavi edilebiliyor. HIV pozitif bir kadın diğer kadınlar gibi doğum yapabiliyor. İlaçlarına devam ettiği ve tedavisini tamamladığı takdirde hastalığın bulaşıcı etkisi de kalmıyor” diye konuştu.
‘Hasta bilgileri şifreli saklanıyor’
HIV virüsü teşhisi konurken hiç kimsenin kişisel bilgilerinin açıkça verilmediğini de vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Uzun, “Sağlık Bakanlığı'nın bizlere uygulattığı bir şifreleme yöntemi var. Hastanın ad-soyad ve doğum tarihinin yer aldığı karışık bir şifre oluşturularak hastanın teşhis-tedavi süreçleri bu şekilde sağlanır. Bu nedenle test yaptırmaktan korkmayın” dedi.


‘Toplumsal dışlanma intihara sürüklüyor’
Öğretim Görevlisi Burcu Dişli ise ‘AIDS’li Birey ve Aileye Yaklaşım’ başlığı altında bilgiler paylaştı. Dişli, “Bu hastalığa ilk olarak eşcinsel bireylerde, ardından madde kullananlar ile seks işçilerinde rastlanılmış. Böyle olunca hastalığın ahlaki bir hatadan meydana geldiği düşünülerek, bu kişiler haksız yere damgalanıp toplumdan dışlanıyor. Aile ve arkadaşları tarafından reddedilip toplumdan dışlanan birey, intihara yöneliyor” dedi.
Öğretim Görevlisi Kadir Şeker de, Dünya Sağlık Örgütü’nün AIDS’li bireylerin ölüm oranlarına ilişkin verilerinden bahsederek, “2004’te ölüm sayısı 2 milyonken, 2014’te bu sayı 1.2 milyona düşmüş. 2030 yılında örgüt bu sayıyı 0.2 milyona düşürmeyi hedeflemektedir” diye konuştu. Panelin son konuşmacısı İlk ve Acil Yardım 1. sınıf öğrencisi Gamze Kılınç ise Afrika’da 15-19 yaşındaki ergenlerde görülen enfeksiyonların 4’te 3’ünün kızlarda görüldüğünü ve bu noktada en büyük sorunun gençlerin yaş gruplarına göre doğru bilgilendirilmemelerinden kaynaklandığını kaydetti.
‘Kilit rol gençlerin’
Prof. Dr. Gülten Kaptan Ateşoğlu da, gençlerin, özellikle sağlık alanında okumakta olan öğrencilerin toplumsal konularla bilinçlenmesinin çok önemli olduğunu belirterek, “Burada kilit rol gençlerin. Gençler ne kadar bilinçli olursa toplumdaki farkındalık o kadar artar ve üzücü rakamlar azaltılır” diyerek paneli kapattı.