İŞ : " VİLAYETLİK İÇİN SON ŞANSIMIZ! "

NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Av.İsmail Şenol'un Kaleminden

" VİLAYETLİK İÇİN SON ŞANSIMIZ! "

"İç savaştan kaçarak Türkiye'ye giren Suriyeli sayılı 150 bini aşmış. Nüfus yoğunluğu ile Türkiye'nin adeta 82 inci ili olan mülteci sorunları ile ilgilenmek için, onlara özel vali atanmış. Sayın vali iki ay kadar önce Gaziantep'te göreve başlamış. Bu vali 2006 yılında Sivas Valiliği'ne getirilen ve 2009 da Bakanlar Kurulu kararıyla Merkez Valiliği görevine getirilen Sayın Veysel Dalmaz'mış.. Görevlendirilen bu vali mültecilerin sorunları ile ilgilenecek, kamplar yerine evlerde yaşayan Suriyelileri takip edecek, yönetim elinden çıkan Suriye topraklarındaki Suriyeliler ile de ilgilenecekmiş.

Şimdi diyeceksiniz ki; Suriyeli mültecilerle ilgilenmek üzere görevlendirilen valinin Şebinkarahisar'ın vilayetlik sorunuyla ne ilgisi var? Olmaz olur mu? Görmüyor musunuz? Türkiye'nin yeni teşekkül ettirilmiş, münhal durumda bir vilayetliği var. Bize düşen sadece bu boştaki vilayetliği Şebinkarahisar'a kaydırmak...

Yılladır bir vilayetlik mücadelesidir sürdürür dururuz. Gerekçelerimiz coğrafi, ekonomik, kültürel koşullar, idari bütünlüğümüzün yok edilmişliği falan. Ama bunlar, "Gareysarlının Gareysarlıya propagandası" şeklinden öteye geçmez. Bundan bir sonuç alabilmek mümkün mü? Yok. En önemli engel ne? Nüfus azlığı. İşte al sana bu mazereti yok edecek önemli bir fırsat. Öyleyse hazır "ayağa gelmiş" fırsatı değerlendirelim...

Suriye'deki "zalim Esed zulmünden" kaçan kardeşlerimizi Şebinkarahisar'a yerleştirelim. Bu fedakarlığımızın karşılığı "vilayetlik olarak" bizlere geri dönecektir kuşkusuz. Hem onlar vatansızlık-topraksızlık olumsuzluğundan kurtulur, karda kışta "soba zehirlenmesi, çadır yanması" gibi nahoş durumlar giderilir, bizler de yılların özlemi "biricik vilayetimize" kavuşmuş oluruz.

Ne o? Fikrimi beğenmediniz mi? Böylesine "orijinal bir fikir benim aklıma niye gelmedi" diye kıskançlık krizine gireceğinize daha sonuca ulaştırıcı, ayağı yere basan öneriler sunun biz de kabullenelim. Benim düşüncem ve düşüne düşüne vardığım sonuç bu.

Bakın göçler vermişiz. Ermeniler anlamsız bir savaş sonucu yok olmuş. Rumlar müdahale ile yerlerini-yurtları terk etmiş. Yerine gelen, sayıca gidenlerden oldukça az muhacirler buralara alışamamış. Bursa, Akhisar gibi daha tarıma elverişli topraklara gitmişler. İdari bütünlük yok olmuş, temel ulaşım yolları dışında kalmışız. Tarım-hayvancılık bitmiş. Kalan insanlarımız da büyük şehirlere göç etmiş. Azala azala bir avuç insan kalmış. Köyler boşalmış. Birkaç ihtiyarla idare ediyor. Onlar da gidince köyü kimin bekleyeceği meçhul?....

Gurbetçi ne yapsın. Memleket özlemi neylersin? Ata toprağı deyip, çayırdır, tarla-bahçedir demeden evler yapıyor. Yazın gelip birkaç ay kalıyor. Fidelediği domateslerin kızarmasını beklemeden geri dönüyor. Dışarıdan bakan "aaa ne kalabalık köy" der. Gel gör ki içinde duran yok.

Bunlara yazarken karşımda duran Tamzara'mızın resmine de tekraren bakıyorum. Gerçekten de resme bakan derki burası 3000 nüfuslu bir yer. Tarla taban, her yer evle dolu. Ermenilerden de kalmalar dahil olmak üzere eski evler merkezde. Civarlar en azı iki katlı betonarme binalar. Kışın içinde duran kişi sayısı olarak 100 ü bulursan öp de başına koy...

Yer dersen gani, ev dersen hakeza. Asıl unsur insan nerde? İşte "bir nüfus var uzakta, gitmesekte-görmesekte". Al oradaki insanları getir buraya olsun bitsin. Hazır vali de var. Bence o da buna dünden razı.. Ne öyle başka bir vilayette, o yer valisi tahakkümü altına girmeler falan! Hem bizim yöreyi de az çok biliyor olmalı, önceki Sivas Valiliği nedeniyle. Bir de bakmışsın Osmanlının Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi yol sorunumuzu da kökünden halledivermiş! Bunlar az şeyler mi?

Birde Şebinkarahisar adını da değiştirmek lazım bence... "Şarki Karahisar" olan adının, "Şebinkarahisar" olarak tashihini öneren Atatürk'ün ileri sürdüğü hususların hiçbiri gerçekleşmemiş... "Şabı başta olmak üzere yer altı zenginlikleri ela alınacakmış da, tarihen olduğu kadar iktisaden de ileri gidecekmiş de." Vay anam vay. Peki olmuş mu bunlar? Hayır. Geriye gidiş daha da hızlanmış. Kendi sağlığında hazır vilayetlik hakkı da elinden alınmış. "Şebinkarahisar" adının uğursuz gelmesi de diyebilirsiniz bu duruma. İşte bu sayılan nedenler de göz önünde bulundurularak, Şebinkarahisar adının, çağın ruhuna uygun bir şekilde "Suudkarahisar-Suudikarahisar" (veya sizlerin daha uygun göreceği bir isimle) değiştirdin mi işlem tamamdır. Seyreyle kalkınmayı, bir yerin "yıldızı nasıl parlarmış" görün.. Dediydi demeyin. Bir de bunu deneyin!

İşte izlenecek bu yol sayesinde vilayetliği elde edince, Suşehri'nin de bize bağlanması kaçınılmazdır. Yüzellibinlerle ifade edilen bir yerin vilayetliği yanında "küçücük bir kasabının" lafı mı olur? Vilayetliği kaptıktan ve işi garantiye aldıktan sonra bizdeki Suriyelilerin bir kısmını aşağı ovaya doğru salıveririz. Suşehrililerde "kiminle dans ettiklerini" anlamış olurlar böylelikle!. Demedi demeyin, bir de bunu deneyin!.....

01.02.2013

Av. İsmail Şenol

www.sebinmedya.com

Yazarı"