PS : " TURAN DURSUN İLE KISA DOSTLUĞUM "

Av.Polat Sabuncu'nun Kaleminden

" TURAN DURSUN İLE KISA DOSTLUĞUM "

A N I L A R I M - POLAT SABUNCU


"Turan Dursun ile beni tanıştıran mücadele arkadaşım can dostum Osman Akyüz, TCDD’de şef-tren olarak çalıştığı resmi görevinin yanında Kadıköy meydanında PTT karşısında bir kitap sergisinin de sahibiydi. Kitap satıcılığından yayıncılığa, yanılmıyorsam Turan Dursun’un ilk yayınladığı KULLETEYN adlı anı romanını basarak geçme konumundaydı. Turan Dursun ile tanıştığımız gün bu kitabın baskıda olduğunu öğrenince, Osman adına tedirgin olmuştum; haftalık 2000’E DOĞRU dergisinde yayınladığı yazılardan dolayı ateist kimliğiyle yobaz çevrelerin boy hedefi olabileceğini kestirebildiğim böyle bir yazarın kitabını yayınlamakla, Osman Akyüz de, gösterdiği olağanüstü cesaretle işyerine ve canına yönelebilecek olası yobaz saldırılarını göze almış oluyordu. Osman’ın inandığı doğrular konusunda kararlılığının ve yürekliliğinin 1985 ŞEBİNKARAHİSAR İŞKENCE OLAYLARI sürecinde yakın tanığı olmuştum; yayıncılık girişiminde de çok başarılı olmasını istiyor, daha girişiminin başında işine ve canına bir zarar gelmesinden korkuyordum. Turan Dursun’dan kitabın içeriğinin, 6-12 yaşlarında Doğu Anadolu’nun bir köyünde bir şeyhin yanında aldığı din eğitimi ile ilgili olduğunu biliyordum; bu dönemi bir anı-roman olarak kaleme aldığını söylemişti bana… Acaba Osman kitabın içeriğini biliyor muydu? Sevgili Osman kardeşimin, tanıdıktan sonra benim gibi çok sevdiği bir yazarın kitabını basma konusundaki önerisini, okuyup inceleme gereği duymadan gönül rahatlığıyla kabul ettiğinden emindim.

KULLETEYN’in baskı sürecinde, hemen her akşam iş dönüşünde, Kadıköy meydanındaki kitap sergisinde, Turan Dursun ile karşılaşıyor ikili söyleşilerimizi sürdürüyorduk. İlk okulu dışarıdan girdiği bir sınavla bitirdikten sonra imamlık, müftülük gibi yıllarca süren görevlerinde kendi çabalarıyla Arapçayı en iyi bilen köy kökenli din adamlarından biri olarak İslamiyet’i ve dinler tarihini kendi kaynaklarından araştırarak öğrendiğini, 1965 yılında inançlarını tümüyle yitirdiğini, daha sonra TRT’de uzun yıllar din konusunda aydınlatıcı yayınları yönettiğini, din konusundaki yıllar süren araştırma, gözlem ve deneyimleriyle edindiği birikimi topluma aktarmak amacına baş koyduğunu, halkımızın din konusunda söylenen yalanlar ve saklanan gerçek bilgilerle aydınlatılması davasına inanıp bunun kavgasına girdiğini, uzun anlatımlarıyla kendisinden dinledim. Söyleşilerimizden birinde “hocam, yazdığınız yazılar din sömürüsünden geçinen yobaz takımının işine gelmez; din tâcirlerinin din adına giriştikleri aldatmaca ve sahtekârlıkları sergilemeniz karşısında o kesimin size yöneltebilecekleri olası saldırılar sizi korkutmuyor mu?” diye bir soru yönelttiğimde Turan Dursun bana mealen şu karşılığı vermişti: “Avukat bey, ben dincilikten geçinen kesimi çok iyi tanıyorum; benim yazdıklarımın doğruluğu konusunda hiçbir dinci benimle tartışamaz. Benim yazdıklarım, sahih kaynaklardan çıkarıp ortaya koyduğum gerçek veriler. Onların bana karşı ileri sürebilecekleri tezleri çürütecek bilgi birikimine sahibim. Yobazlar da bunun bilincinde olduklarından beni susturmak için her yola başvurabiliyorlar; bu konuda aldığım hakaret ve tehditlerin haddi hesabı yok, daha ötesi beni her an vurup öldürebilirler. Benim cahil halk kesimiyle hiçbir sorunum yok; onlar bilmeden içtenlikle inandıkları din konusunda bilgilendirmeye, aydınlatılmaya açıklar. Bizim esas sorunumuz Müslüman oldukları halde dinlerini bilmeyen okumuş kesim… Şeriatçılar din konusunda kendi açılarından yalan yanlış da olsa bilgililer, dinini bilmeden din savunuculuğuna soyunan okumuş kesimi tartışmalarında açmaza düşürebiliyorlar. Bu nedenle eğitimden geçmiş, mürekkep yalamışlar mutlaka dinlerini ve inançlarını doğru kaynaklardan öğrenmek zorundadırlar. Ben yazılarımla ve hazırladığım ama bu güne kadar yayınlama fırsatı bulamadığım kitaplarımla Müslüman halkımızı doğru bilgilerle aydınlatmak istiyorum; bu amaç uğruna canım dahil bütün varlığımı ortaya koydum.” Bu sözleri o kadar rahat, o kadar sükûnetle dile getirmişti ki “öbür dünya” inancı olmayan bir kişinin, doğru bildiği gerçek uğruna ölümü böylesine göze almaktaki kararlılığı ve yürekliliği karşısında derin saygı ve hayranlık duymamak elde değildi.

Din konusundaki derin bilgi birikimiyle düşüncelerini yaymak için yazdığı yazı ve incelemeleri yayınlamakta zorlanan, yayın dünyasında yazı ve kitaplarını yayınlayacak kimseyi bulamayan Turan Dursun, 1987 yılında tanıştığı Doğu Perinçek’in yayın organı olan haftalık 2000’E DOĞRU dergisinde yazılarını yayınlama fırsatını bulur; yayınlayacağı ilk kitabı KULLETEYN için de Akyüz Yayınları’nın sahibi Osman Akyüz kendisine olanak tanımıştır. Bu nedenle Osman Akyüz, Turan Dursun için çok değerlidir; Osman’ın o dönemin ortamında gösterdiği cesareti çok takdir etmiş , ona karşı beslediği sevgi ve beğeniyi sohbetlerimizde hep dile getirmiştir.

Tanışmamızdan kısa bir süre sonra, bir cuma akşamı iş dönüşü kitap sergisine uğradığımda, Osman yine Turan Dursun ile birlikteydi; KULLETEYN’in piyasaya çıktığını muştuladılar. Yazarı kitabı imzalayıp bana vermişti; içeriğini çok merak ettiğim kitap yazarının imzası ile elime geçince çok sevinmiştim. 300 küsur sayfalık kitabı o hafta sonu iki gün içinde okuyup bitirdim; yaşam boyu hiçbir kitabı iki gün içinde okumamış, hiçbir romandan böylesine etkilenmemiştim. Doğu Anadolu’nun ücra bir köşesinde dini eğitim adına yaşanan rezaletler, akıl almaz sapkınlıklar, yoksulluk ve pislik içinde sürdürülen sefil yaşamlar çok etkileyici bir anlatımla gözler önüne seriliyor; yaşanan olgular yetkin bir edebi dille anlatılıyordu. Dinci çevrelerin bile ilgisini çekecek, hatta beğenisini kazanabilecek bir kitaptı bu… Yayınevi ve yayıncı yönünden saldırı nedeni olabilecek bir içeriği bulunmadığı sonucuna vararak can dostum Osman adına çok sevinmiştim. Öyle ki bu yayın nedeniyle yobaz saldırısı olasılığı bulunmaması bir yana, içeriği yönünden çok satış yapabilecek bir kitapla çok değer verdiğim bir yazar dostumun ve yayıncı kardeşimin iyi para kazanabileceğini varsayarak çok mutlu olmuştum.

Hafta başı işe giderken Kadıköy’deki kitap sergisine uğradığımda Osman ile Turan Dursun’u neşe içinde keyifli bir sohbette buldum. İkisini de sarmaş dolaş kutladım. Kitapla ilgili olarak yazarına sorular sorup ek bilgiler edindim. Örneğin anı-romanda adı geçen kişilere verdiği adların gerçek adları olup olmadığını sorduğumda Turan Dursun, kullandığı isimlerin hemen hepsinin anlatılan ve çoğu hayatta olan kişilerin gerçek adları olduğunu, sadece “oğlancılık” olgusu ile ilgili iki ismi değiştirmek zorunda kaldığını söylemişti. Kitabın sonunda roman dışında bir bölüm eklenmiş, yazarın 30 yıllık emek vererek hazırladığı dünyada eşi benzeri olmayan 14 ciltlik KUR’AN ANSİKLOPEDİSİ ile ilgili olarak çeşitli yazar ve ilâhiyatçıların görüşlerine yer verilmişti. Turan Dursun’un kitapları arasında en önemli çalışması KUR’AN ANSİKLOPEDİSİ’nin öyküsünü sonraki söyleşilerimizde ayrıntılarıyla öğrenecektim. Bu konuda öğrendiklerimi bu anıma eklemem gerekir diye düşünüyorum. Tanıştığımız günden henüz bir ay bile geçmeden hain bir pusuyla canından olan din bilgini, inandığı gerçek uğruna verdiği savaşımda canından olan aydınlanmacı Turan Dursun’u ve KULLETEYN’i yayınlayarak Türk yazınına ve kültür yaşamımıza önemli bir katkıda bulunan, ne yazık ki çok erken sonsuzluğa yolculadığımız değerli kardeşim ve yerdeşim Osman Akyüz’ü iyi ki tanımış onlarla arkadaş, dost olabilmişim; aziz anıları önünde derin saygı ve özlemle eğiliyorum, yıldızlara yoldaş olsunlar."

KULLETEYN’in yayınlanmasından sonra Turan Dursun ile görüşmelerimiz ve sohbetlerimiz sürdü. İslamiyet, Arapça ve dinler tarihi konusunda yılların birikimiyle 30 yıl süren bir çalışmanın ürünü 14 ciltlik KUR’AN ANSİKLOPESİ’ni yayına hazır hale getirmişti. Onu bilgin ve yazar olarak zirveye çıkaran dünyada örneği bulunmayan eserini yayınlamak için sonuç alamadığı birçok girişimde bulunmuştu. Kulleteyn’in ekinde birçok tanınmış tarihçi ve ilâhiyatçının ansiklopedi ile ilgili olumlu görüşlerine yer verilmişti. Bunlardan biri de Ankara İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Neşet Çağatay idi. Neşet hocamızın eşi Şebinkarahisarlı Çakmakçızade ailesinden hukukçu Belkıs Çağatay idi. Bir Ankara ziyaretinde Belkıs hanımın konuğu olan gazetemizin kurucusu Ali Özdemir, Neşet hoca ile tanışmış, onu aydın bir ilâhiyat hocası olarak çok övmüştü. Kulleteyn’in ekindeki bölümde KUR’AN ANSİKLOPEDİSİ ile ilgili görüş bildirenler arasında Neşet Çağatay hocamızın da Turan Dursun’un bu eserini övgüyle değerlendirdiğini görünce söyleşiyi buradan başlatan ben olmuştum:

14 Ciltlik KUR’AN ANSİKLOPEDİSİ, uzun ve çok titiz bir bilimsel çalışmanın ürünü idi. Bu yapıtında Turan Dursun, İslamiyet ile ilgili doğru ve geçerli bilgileri bir araya getirmişti. Dünya’da böyle bir çalışmanın benzeri yoktu. Eserini ülkemizin ünlü tarihçilerine, doğubilimcilerine, ilâhiyatçılarına okutmuş onların değerlendirmelerini almıştı. 300 küsur sayfalık Kulleteyn’i yayınlamaya olanağı elveren Osman Akyüz’ün 14 ciltlik kapsamlı bir eseri yayınlama kapasitesi olmadığını biliyordu. Bu konuda ansiklopedi yayıncılığının önde gelen firması Gelişim Yayınları’na başvurmuş yayınlanmasını istemişti. Eseri inceleyen yayınevinin sorumlusu Ercan Arıklı, yayınevine “bu ansiklopedi yayınlanırsa ben yokum” şeklinde tavır koymuş ve girişim sonuçsuz kalmıştı. Bunun üzerine Turan Dursun, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) yayınları arasında bu ansiklopedinin yayınlanması girişiminde bulunmuş, DİB’deki ateist arkadaşları “gönder inceleyelim, uygun bulursak yayınlarız” karşılığını vermişler. Söyleşinin burasında hayretler içinde “hocam yanlış mı duydum, DİB’nda ateistler mi var?” diye sorduğumda “olmaz mı, var tabii, hepsini tanıyorum” karşılığını alınca unutamayacağım bir şaşkınlık yaşamıştım. Ankara’ya DİB’na gönderdiği ansiklopedinin basımı ile ilgili bir haber çıkmayınca bir yetkiliye telefon açıp konuyu sorduğunda bu telefon görüşmesini bana şöyle anlatmıştı: “ Eserimi size göndereli uzan süre oldu, incelediniz mi soruma, incelendiği, yayınlayamayacakları karşılığını alınca neden yanlışlar mı buldunuz sorusunu yönelttim. Hayır, bir yanlışı yok yanıtına karşılık öyleyse yayınlamama gerekçeniz nedir soruma bu eseri okuyan İslam’dan uzaklaşır, dediler.” Yoğun emek ürünü bir eserini, bunca girişimine karşılık yayınlama olanağını bulamamış olmasına çok üzüldüğünü söylediğinde ona hak vermiş, ansiklopedinin içeriğini de çok merak etmiştim.

Kulleteyn’in yayınlanmasından bir iki hafta gibi kısa bir süre geçmişti ki, ülkemizi ve halkımızı karanlıkta tutarak inanç sömürüsü ile aşağılık saltanatlarını sürdürmek isteyen insanlık düşmanı hain güçler, 4 Eylül 1990 Salı günü evinden işine gitmek üzere çıkan bu değerli bilginimizi kurdukları hain tuzakta 5 mermi ile yok edip ondan kurtulduklarını sandılar; tam tersine Turan Dursun yazdığı yazılarla ve ölümünden sonra hemen tamamı yayınlanan kitaplarıyla, karanlıklar içinde sömürülüp cahil ve yoksul bırakılan halkımız için, doğru olanı, gerçeği gözler önüne seren bir ışık olarak parladı. Osman Akyüz kardeşimin, suikasttan sonra Turan Dursun’un ailesiyle yakından ilgilenip destek verdiğini biliyorum. Kulleteyn, Turan Dursun’un öldürülmesinden sonra defalarca baskı yapıp satış rekorları kırdı, onbinlerce satıldı; daha sonraki yıllarda Kulleteyn’i diğer kitaplarıyla birlikte Kaynak Yayınları da bastı. Şebinkarahisar’daki işlerimin tasfiyesi için sık sık sılaya gitmek zorunda kaldığım o dönemde sırf yöremizde 50’yi aşkın Kulleteyn’i ben sattım. Koyulhisar’daki bir davam için oraya gittiğimde Kulleteyn’i benden isteyenler olduğunu, elimde kalmadığından onlara bu kitabı İstanbul’dan postaladığımı anımsıyorum.

Yaşamında 2000’E DOĞRU dergisinde ilk kez yazılarına yer verip destek olan Perinçek grubunun Kaynak Yayınları, ölümünden sonra da Turan Dursun’un bütün kitaplarını yayınladı. Turan Dursun’un yayınlanan kitapları “Kulleteyn”, “Din Bu” (3 cil), “Allah,Kur’an, Dua, İman”, “Müslümanlık ve Nurculuk”, “Din ve Cinsellik”, “Başlangıcından Bu Yana İnsanlık”, “Kutsal Kitapların Kaynakları” (5 Cilt), “Evren Bir Şaka mı?”, “Şeriat Böyle”, “İlhan Arsel’e Mektuplar”, “Kur’an Ansiklopedisi” (8 Cilt). Bunlara ek olarak Turan Dursun, İslamın aydınlanma döneminin dünyaca ünlü bilgini İbni Haldun’un başyapıtı MUKADDİME’yi de Türkçeye çevirerek bilim dünyamıza ve kültürümüze bu çok değerli yapıtı kazandırmış oldu. Kaynak Yayınları MUKADDİME’yi de iki cilt olarak yayınladı. Birkaç yıl önceki TÜYAP Kitap Fuarı’nda Kaynak yayınları standında 8 cilt olarak bir şekilde elde edilip basılan (6 cildi suikast günü evini basan sivil polisler kitapları ve ansiklopedi ile ilgili bütün belgeleri götürüp kaybetmişlerdi) KUR’AN ANSİKLOPEDİSİ ile 2 cilt MUKADDİME’yi satın alıp kitaplığıma kazandırdım. O gün stantta Turan Dursun’un oğlu Abit Dursun ile de tanışıp söyleştik; oğlu da babası gibi güleç, aydınlık yüzlü alçakgönüllü bir insan izlenimi bırakmıştı bende…

76 Yıllık ömrümde gönülden bağlandığım çok dostum oldu; Turan Dursun’un bunlar arasında yeri çok özeldi. Bir ay bile sürmeyen kısa dostluğumuzda, yerdeşimiz Aziz Nesin gibi, beni en çok etkileyen seçkin bir kişilikti Turan Hoca… Onun din konusundaki inancı benim için önemli değildi; ama din sömürücülerinin, inanç tâcirlerinin, günümüzde, 15-16 Temmuz hain darbe girişimi gibi yaygın örnekleri ortaya dökülen, din perdesi altına saklanan ihanet ve iğrençliklerinin karşısına cesaretle dikilip din konusundaki “doğru” ve “gerçek”leri halka anlatmak için canını ortaya koyarak verdiği mücadeleye derin saygı ve hayranlık duymamak mümkün değildi.

Turan Dursun, kendisi gibi aydınlanmacı yazar İlhan Selçuk’un “bilimin dinden, aklın inançtan bağımsızlaşması” olarak tanımladığı “laiklik” ilkesinin önem ve değerini bilenlerdendi. Batı’nın, uğruna yüzyıllar boyu savaşarak sahip olduğu, bilimsel ve toplumsal gelişmenin ve de demokrasinin olmazsa olmazı laiklik, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün şaşmaz öngörüsüyle, yeni devletimizin devrimci temel ilkeleri (ALTIOK) arasında yerini almıştı. Turan Dursun’un, Büyük Önder’imize ve devrimine bağlılığının ve hayranlığının tanığıyım. KUR’AN ANSİKLOPEDİSİ’nin birinci cildinin başında yer alan Kaynak Yayınları imzalı sunum yazısında şu tümceleri buraya aktarmalıyım: “Turan Dursun bir Türkiye gerçeğidir. Yaktığı ışık aydınlanma yönünde Cumhuriyet Devrimi’yle yapılan atılımları sonuna kadar götürme çabasıdır. (…) Turan Dursun bu çabalarıyla, yayınlanan eserleriyle 1990’lar Türkiyesi’nde geleceği yaratan birkaç önemli insandan biri olarak anılacaktır.(…) Kur’an Ansiklopedisi tarihte ve İslam dünyasında bir ilktir.(…) Bu yayın, devletin dinci ideolojiyi yukarıda aşağıya topluma pompaladığı bir dönemde (1990’lı yıllar.PS) gerçekleşiyor.(…) Tarikat ağları, toplumumuzun, Osmanlı döneminden çok daha geniş kesimlerini sarmıştır. CIA patentli “Ilımlı İslam” tezleri iktidar tarafından kabul görüyor.” KUR’AN ANSİKLOPEDİSİ ile ilgili kısaca aktaracaklarım bu kadar; meraklısının bu değerli eseri edinip incelemesini öneriyorum.

“Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim, halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım?” Turan Dursun, yüz yüze kaldığı ve kendisi için dile getirdiği bu yürek yakan “ikilem”de erdemli olmanın doruğunda ikinci seçeneği yeğleyerek ulusumuzun yetiştirdiği ölümsüz değerlerimiz arasına katıldı. Ne mutlu öyle bir beyin ve yüreğe sahip olana…

(BİTTİ)