İŞ : " FAKÜLTE ENGELLENİYOR MU? "

NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Av.İsmail Şenol'un Kaleminden

" FAKÜLTE ENGELLENİYOR MU? "

" Bu başlığı genelleştirmek suretiyle "Yatırımlar Engelleniyor mu?" veya " Siyasal Tıkanıklığımız" şeklinde de değiştirebilirsiniz.

Yerel basınımızda konuyla ilgili yapılan haberleri hatırlarsınız. Bunlardan, "Kılıçkaya Bağlantı Yolu" başlıklı haberde, Akıncılarlı vekilin(Ali Turan), "Şebinkarahisarlı yetkililerin engellemesi olmazsa bu sorun çözülür" şeklinde beyanı dikkat çekici idi. Daha sonraki tarihli "fakülteye dair" haberde ise, yardımlaşma derneği başkanımızın "fakültenin birileri tarafından engellendiği" yolundaki kuşkuları dillendirilmişti.

Meslek Yüksek Okulumuzun, Cumhuriyet Üniversitesinden alınarak, Giresun Üniversitesine bağlanması aşamasında, Ankara Vakfımızda da toplantılar yapılmış, "vilayetinin üniversitesini engelleyen ilçe konumda olmamamız" gerektiği düşüncesiyle bu bağlantıdan yana görüş oluşmuş idi. Orada bizlere "ilk fakültenin Şebinkarahisar'da kurulacağı" sözü verilmiş idi.

Takip eden süreci biliyoruz. Verilen söz yerine getirilmedi. Fakülte açılmasıyla ilgili olarak ileri sürülen kıstasların hiçbirine uyulmaksızın Giresun'un diğer ilçelerine fakülteler açıldı. Gerek Üniversitenin ilk yönetimi ve gerekse son yönetim tarafından Şebinkarahisar'a fakülte açılmasıyla ilgili "senato kararlarından" da bir sonuç çıkmadı.

Akıncılarlı vekilin demecinde geçen, "engelleyici yetkililerimizin kim/kimler olduğunu, bu yolla ilgili bizlerinde kendisini desteklediğimizi" belirlemeye yönelik temaslarda bulunmak kararlılığında ve hatta İstanbul'daki sivil toplum temsilcilerini de buna davet etmeyi düşünmekte iken, İstanbul'daki arkadaşların siyasilerle görüştüğünü ve buradan(Ank.) döndüklerini basından öğrendik.

Yardımlaşma derneğimizden gelen bir mesaj üzerine, dernek başkanı, vakıf başkanı ve iş adamları dernek başkanımızın(İst) konuk olduğu televizyon programını başından sonuna kadar ilgiyle izledim. Fakülte açılmasına yönelik kriterler, şunlar bunlar derken ve son söz: "siyasiler isterse bu sorun çözülür." Birde dernek başkanımızın, Cumhuriyet Üniversitesine tekraren bağlanma isteklerinin altında, "kendine hayrı olmayan üniversite yönetimin-yönetim istikrarsızlığından bahisle- Şebinkarahisar'ın derdine derman olamayacağının" bulunduğu şeklindeki gerekçesi dikkatimi çekmişti. Aslında sorunun Giresun'da değil, Ankara'da olduğu gerçeği karşısında(Yücel Başkan kusura bakmasın) bu gerekçeye sanırım inanan olmamıştır. Orada başka saiklerin, başka yönlendirmelerin (haklı-haksız, konu bu değil) olduğu düşüncesindeyim.

Şimdi burada iki önemli belirleme var. Birincisi; "Şebinkarahisarlı yetkililerin engellemesi olmazsa" ikincisi; "siyasiler isterse". İşte sorunun düğümlendiği, "zurnanın zırt dediği" yer de burası. Bu engelleme denilen algıya nereden ulaştık. Bu algılar yersiz mi?

Kendimizin de elbette bir siyasi görüşü var. Ama konu Şebinkarahisar olduğunda bu siyasi görüşümüz ikinci planda kalır. Çok Şebinkarahisarlı içinde durum aynıdır.

Son on yıllık dönemde oldukça güçlü bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. İktidar partisinde bir grup başkan vekilimiz(milletvekilimiz), iki de ilçe kökenli milletvekilimiz(İst.) var. Ülke bir uçtan bir uca bölünmüş yollarla örülmüş. Ulaştırma Bakanımız komşu ilçeden. Kendilerinin(eskiden) ziraat aletlerini Şebinkarahisar'dan temin ettiklerini söylüyor.(En takdir ettiğim bakanların başında gelir. Aile fertlerinden birinin arkadaşı olmamın bu tespitle ilgisi de yoktur) Ama yine de yol meselesinde "bir arpa boyu yol" alamıyoruz. Yağ var, un var, şeker var. Ama Şebinkarahisarlıya helva haram.

Binaları kendimiz yapmışız, fiziki koşullar müsait, yer sorunu yok. İlk fakültenin Şebinkarahisar'da açılması anamızın ak sütü gibi helal. Üniversite senatosundan gerekli kararlar çıkıyor. Ama iş Ankara'da tıkanıyor.

İnsan ne söyleyeceğini, ne diyeceğini şaşırıyor. İlk seçimler sonrası, sayın vekillerin Ankara Vakfımızı ziyaretlerinde bayağı umutlanmış idik. Sayın Grup Başkan Vekili de iç kesimdeki ilçelerin(Şebinkarahisar-Alucra-Çamoluk) tarihsel yazgısının değiştiğini, bundan böyle daha da güzel şeylerin olacağını söylemişti. Ama gelinen nokta da üzülerek belirtmeliyim ki bu umutlarımız boşa çıktı. Karamsarlığa kapıldık ve Yücel Başkanın söylediği gibi şevkimiz kırıldı.

Umduğumuz dağlara karlar yağdı. Derdimizin dermanını çıkmaz sokaklarda arar olduk. (Genel seçim öncesi olmadık adaylar peşinden gitmek, yüksek okul önceki üniversitesine bağlansın kampanyası gibi)

Yurdun bölünmüş yollara büründüğü bu ortamda Giresun'un Sivas'a bağlanması çok mu zordu. Kaldı ki, 865 numaralı devlet karayolunun Sivas topraklarındaki durumu belli. Giresun topraklarındaki durumu da belli. 20 km lik Akıncılar bağlantısı hayal ötesi bir durumuydu. Hep coğrafi yapı mazeret olarak ileri sürüldü. Sanki aynı coğrafi koşullar civar yollar için geçerli değil. Maalesef böyle oldu. Eğribel tüneline dikkati çekecek etkinlikler dahi "anlamsız" bulundu. Halbuki bu etkinliklerden de kuvvet alınmak suretiyle sorunun çözümü yoluna gidilemez miydi. Elbette olurdu ve sonuç alınırdı. Tünele de bu halk, öncülük edenin adını da verirdi. Böyle bir güce sahip iken, bunun kullanılmaması çaresizliğimizdir.

Yazıyı nasıl tamamlasam ki diye düşünürken, yine internet medyamız imdadımıza yetişti. Gurbetçi Giresun Gazetesine konuşan, eski millet vekili/genel sekreter yardımcısı Hacı Hasan Sönmez; "Nurettin Canikli'nin tek adam olma peşinde koşarken, Giresun'un çevre illere nazaran daha az hizmet aldığını" belirtmiş. Konu başlığına döner isek; yatırımları-fakülteyi engelleyenin olup olmadığı, böyle bir engelleme varsa nereden kaynaklandığının cevabını da okurların sağduyusuna-cevap bulabilme yetisine bırakalım.

Yeni yılın herkese sağlık/mutluluk getirmesini, Şebinkarahisar sorunlarından hiç olmaz ise birisinin çözümlenmesinin aracı olmasını dilerim.

31.12.2012

Av. İsmail Şenol

www.sebinmedya.com

Yazarı"