ZA : " Geçip Giderken 1 "

NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Avukat Zihni Aslan'ın Kaleminden "

 " Geçip Giderken 1 "

"Sevgili öğretmenlerimi bir kez daha sevgi ve saygı ile anıyorum

Bir gün köyümüzde bayırlarda dolaşıyorduk üç beş arkadaş bizim oranın tabiri ile it d.....ağı !!! söküyorduk !!!

Şimdi kaderine terkedilmiş ahır ve merek olarak kullanılan köyün girişinde yukarı mezarlığın üst tarafındaki Mektep (ilkokulumuz) önünden Cıngıllı'nın tarlasından Ahmet Pınarına doğru patika yolda yürüyorduk ki birden mektepten üç beş tane iri yarı herhalde ilkokul beşinci sınıf öğrencileri sanırım aralarında SURURİ ULUTAŞ-NACİ KILIÇ vardı bizi yakaladılar eğip büküp derdest ederek okulda hocanın huzuruna çıkardılar..

Bizim mektep çağımız gelmiş demek ki kaydolmamışız...

Bu okul sonradan yapılmıştı. 1955- 56 yılları . Daha sonra da köyümüze üçüncü kez okul yapıldı. yine köyün girişinde bu kez CAMİ tarlasına yapıldı.

Eskilerimiz Caminin yakacak, şu bu masraflarını karşılamak için iki üç tarlayı Cami üzerine tapulamışlar gelen imamların ekip biçmesi için.Eskiden imamlara maaş vermezlerdi .Köylüden HAK adı altında harman ayında birer ikişer GÖDÜK zahire alırlardı.

KÖYÜN İÇİNDEKİ ESKİ MEKTEPTİ. Cumhuriyet döneminden kalma idi. 1926 yılı öncesi üç sınıflı mektep. Muhtemelen sübyan mektebi idi . Seçimlerde kullanılır , en alt katında harman makinesi koyuyorlardı .Biçki dikiş- okuma yazma.. kursları orada yapılırdı.

.(Ne yazık ki bu tarihi eski de olsa ATATÜRKÜMÜZÜN 1924 yılında ŞEBİNKARAHİSARA gelirken UĞRADIĞI yoldan mektebe kadar olan kısma halı serilip KAHVEMİZİ içtiği bir konak idi . Şimdi yerinde yeller eserken Betonarme bir ucube diktiler.)

Çocukluğumda aklımda kalan olay .

Bir seçim dönemi idi;

Sanırım ilkokul öğrencisi idim. BENİ eski mektepteki ODAYA SOKTULAR okuma yazma bilmeyen kadınlara ' oy kullanmayı GÖSTER MÖHÜRÜ KIRATA bastır' demişlerdi . Hatırlıyorum 65 li yıllar sanırım Ortaokula başlamamıştım. Demirel'in ilk yılları . Sandık başkanı bir öğretmendi ." olmaz filan diye itiraz etti. Babam çok kızdı onlara " ne işin var gel buraya" dedi. Ben ne olduğunu bilmediğimden kaçıp gittim ..

Köyümüzde okulun yenisi 1955 yılında köyün biraz dışında yapılmıştı..

Nasıl kaydoldum bilmiyorum ama ilk öğretmenim MEHMET ALİ TEKASLAN'DI. İyi hatırlıyorum babam köyün bekçisi idi Öğretmenim bazen bizim eve gelirdi.

Alfabeyi ondan öğrendim .O sıralar bir öğretmen daha verdiler . ZEKİYE SELİMOĞLU ikinci sınıfı da onda okudum .Temelimiz Zekiye öğretmendi

Öğretmenimiz okuma yazmayı öğretti . Tahtaya fişler yazardı ,asardı ' Ali ,Hasan derken köydeki aynı adı taşıyanlar ila kıyaslardım sanki . Hasan Tut Getir derken Hemen Kürt Hasan emmim gözlerimin önüne gelirdi. Ali Tut derken Mehrali gelirdi aklıma...

Köydeki isimler HASAN-HÜSEYİN-ALİ -OSMAN – OMER –BEKİR ağırlıklı idi belli ki Ehlibeyt, dört halife adları yaygındı. Oysa köyümüz OĞUZ boyunun adını taşıyordu.Neden Arapça adlar konulmuştu ? Zeynep, Ayşe , Fatma,Emine yaygın bayan isimleri idi. Ayşe'ye ANŞA FATMAYA FEDİME , bazen de başka köy dışından gelenleri GELDİKLERİ KÖYÜN adıyla bilir gerçek adların asla bilmezdik.. .GÜVERCİNLİKLİ -İsirilli- Aslanşahlı gibi ..

Merak etmişimdir sonraki yıllarda okuduklarımız beni farklı düşüncelere götürdü doğal olarak.

Sonra üçüncü sınıf1ta LAKABI DELİ ÖĞRETMEN OLAN asker öğretmen MEHMET SEVEN geldi .

Bu eski köy okulunda Mehmet Seven kalıyordu. Öğretmenim benimle Aslan'ı zaman zaman çağırırdı . Demek ki seçkin öğrenci idik .Benim babam köyün bekçisi idi. Bizim odada asılı bir beşli tüfek vardı. Bekçi tüfeği . Babam zaman zaman alır bayırlara çıkardı . Bazen de ben mekanizması ile oynardım tetik düşürürdüm.

Kendimizi yeni tanıyorduk .Bu öğretmenimiz bir kış günü kar yağarken bize Şubat ayında karne dağıttı , birde resim çekti . İlk okuldan kalan tek anımız işte o resim.BEN-ASLAN- MURAT- KIZILCIK-YUNUS.

Ankaralı , bizim köylülerin deli öğretmen dedikleri MEHMET SEVEN 'İ sınıfta yaptığı şiir okuma yarışmasından anımsıyorum..

Kitabımız da bir şiir vardı . RESİM . Atatürk'ü anlatan şiirdi. HİÇ UNUTMAM İLKOKUL ÜÇTE ÖĞRETMENİMİZ ŞİİR OKUTURDU YARIŞMA YAPARDI ZATEN TOPU TOPU BEŞ ON KİŞYDİK,, HASAN ALİ YÜCELİN şiiri sanırım Resim

" Enginlerden engin

Yücelerden yüce

Bir duygu sarar bizi

Bu sınıfa girince "

Bu şiiri okumuştum ve birinci olmuştum . Yirmi yedi saniyede şiiri okumuştum . Öğretmenim başımı okşamıştı. Hatta babama "Haydar Bu Çocuğu Okut" dediğini biliyordum..

Sonra bizim her şeyimiz bizim köyden olan SAİT KURT hocamız geldi. 1960 ihtilalinde çakır köyünde ÖĞRETMEN –MUHTARDI .geçici dönemde köy öğretmenleri muhtarlıkta yapmışlardı.

-.

Sait öğretmenin Sait sülalesinden KELFES DAYIGİLLERDEN Mehmet Ali oğlu idi.Dedesinin adını vermişlerdi.

Şerif Ağa'nın oğlu Cafer rahmetli ile birlikte YILDIZELİ ÖĞRETMEN OKULU na gitmişler. Sait hoca öğretmen oldu Cafer geri gelmiş .Bunlara vesile KÖYÜMÜZÜN ÇOK AYDIN MUHTARI rahmetli EŞREF EMMİ İDİ.. BU MUHTARIMIZ köylerde üç sınıf varken devamını TOYGALI Nazım Dedemizle beraber merkezde İSTİKLAL İLKOKULUNDA OKUMUŞLAR..

......

Bizi yakalayan ağabeylerimiz bizi hiç bilmediğimiz görmediğimiz okula öğretmenin karşısına çıkardılar.

Tir tir de titriyorduk .Öyle ya ilk defa bir okula GÖTÜRÜLDÜK... Yanım da Nazim'in Yunus, taş kafa dediğimiz ÖMER herhalde Kızılcık Dursun , Murat vardı.

O zaman da daha sonraki zamanlarda belleğimde yer almış kapıdan girişte MİLLİBİRLİK KOMİTESİNİN FOTOĞRAFLARI VARDI. BAŞTA CEMAL GÜRSEL OLMAK ÜZERE ÜNİFORMALI RESİMLERDİ.

Naci KILIÇ –Sururi Ulutaş bizleri sınıfa sokarken " LAN ÇABUK SELAM DURUN" DEDİ BİZ BURNUMUZ SÜMÜKLÜ TİRE TIMANLI YIRTIK PANTOLON ÇEKET ÖYLESİNE YUKARI DOĞRU BAKARAK SELAM DURMUŞTUK.

Naci'nin eli alnında selam veriyor , biz de onu taklit etmiştik.. SONRA HOCA kimdi TAM HATIRLIYAMIYORUM öğretmen bize "Vay haylazlar okul açıldı siz daha kaydolup gelmediniz ha' diyerek bizi bir azarladı . Herhalde Sururi " sıra dayağı atalım mı hocam deyince hoca onlara sert sert baktı "yok.. yok alın bunları içeriye sıralara oturtun "dedi.

İçerde bir oda kenarda kapı üstünde müdür yazıyordu , iki tanede yanyana sınıf vardı. Bizi sınıfa soktular . KARA TAHTA idi DİKKATİMİ ilk çeken.

Siyah beyaz Bir Atatürk resmi vardı. Bizi eski püskü sıralardan birine oturttular . Birileri de kapıya durdu ki kaçmayalım . Hoca bizleri kaydetti "KERATALAR yarın erkenden geleceksiniz " diye de tembih etti ...

İşte böyle başladık okula .

. Her sabah beşinci sınıftan biri İSTİKLAL MARŞINI OKUTUR "TÜRKÜM DOĞRUYUM" DİYE BAĞIRIP GİRERKEN MİLL BİRLİK KOMİTESİNİN GİRİŞTEKİ RESİMLERİNİN karşısında SELAMA DURARAK SINIFA GİRİYORDUK......

Okuyup sökmeye başlamiştım artık. Temel bilgilerimi aldığımız Selimoğlu

Zekiye öğretmen köyde odası bol İMAMGİLİN evde kalıyordu. EVLERİMİZ . yakın olduğumuz için akşamları bazen nenemin yanına gelirlerdi . Bende yazılarımı ona gösteriyordum.

. Bizim bir tane odamız vardı yukarı katta .Ninemle ben yatıyordum anam babam kardeşlerim aşağı evde soğuk yerde yatıyorlardı.. Bacılarım vardı döşeğe işiyorlardı onların yatakları ot döşekti herhalde.

Ben tek erkek olduğumdan ninemle yatmama müsaade etmişlerdi... Sonradan rahmetli erkek kardeşim Zeki aramıza katıldığında kadroyu tamamlamıştık üç kız iki erkek.

Köyde çocuklar ne yapar ? Ya davar güder ya öküz güderler, büyüdükçe orak ayında babalarına tarlada tırmık çekerek , deste toplayarak yada yaylada koyun toklu güderek yardım ederler .Bazende dikmene koruya evin yakacak ihtiyacı için çalı toplamaya giderdik.

Yakacak ihtiyacı önemli bir ihtiyaçtı . İşte arada sırada köyümüzün başındaki dikmene koruya çalı toplamaya gider sırtımıza sararak getirirdik.

Hiç unutmam nenem rahmetli bana özen gösterirdi... Her çalı çırpı getirdiğimde yağı bol DÖĞMEÇ yada Su Tiridi yapardı.." oğlum" dedikçe bir daha sarılırdı. Anamdan daha çok ilgilenir di. .Nenem düğünlerin ahçısı idi . Biri Nenem biri de topal Munise en iyi ahçı derlerdi..

İlkokuldan kalan özellikle dört –beş sınıflarda okutan SAİT ÖĞRETMENİMİZ SONRADAN ANLIYORDUKKİ iyi bir İSMET İNÖNÜ HAYRANIYDI..

27 MAYIS İHTİLALİNDEN ÇOK SÖZ EDER ,DEMOKRASİ ÖZGÜRLÜK FİLAN GİBİ ANLAMADIĞIMIZ ŞEYLER SÖYLER : "B......LU B.....AR OKUYUN ADAM OLUN , OKUMAZSANIZ ŞERİF AĞAYA Osman Ağa'ya , İMAMA HİZMETKER OLURSUNUZ" DİYE AZARLARDI . Çok aydın . bilgili , iyi bir öğretici idi. İyide dayak atardı!!! .Bizim köyden olduğundan gık diyemezdik. Zaten babalarımızda ' hoca ETİ SENİN KEMİKLERİ BİZİM' dedikten sonra yapacak bir şey yoktu. Ama hem seviyor hem de korkuyorduk.

Pratik olarak bizlere çok şey öğretti .Mesela okulla ilgili badana boya tamir işlerin beraber yapardık. Din dersine de o gelirdi İYİ AHLAK SAHİBİ OLMANIN, KİMSENİN HAKKINI YEMEMENİN önemini anlatırdı.

Hatta bize bir keresinde 'Eşşolu eşekler şeytan azdırır " sizi yakında, abdest almayı bilmiyorsunuz öğreteyim ' demişti. Öğretmişti de göstererek ANLATARAK. Gusul Abdestini, duayı ilk defa o öğretmişti. Hatırımda kalan " pislik aşşa ben yukarı" bölümü idi Türkçe bir dua idi .'Çimerken okursunuz' derdi

Bazen şiirler okur, bize okuturdu.

Okulumuzun etrafını taş duvar la çevirdik. Çünkü okul hemen mezarlığın bitişiği idi. Levyeyi eline alır yerdeki taşları sökerdi. Bizden ileri sınıftaki ağabeylerimiz birlikte taşı tutar duvara koyarlardı..

Ağaç diktik . Bir sürü söğüt , kavak dikmiştik ..Hala o taş duvar hem duvarın kalıntısı hem de diktiğimiz söğütler kocadı nerdeyse .

Her köye gittiğimde o günler gözümün önüne gelir bir tatlı heyecan huzur duyarım . Öğretmenlerimi şükran ,rahmet minnetle anıyorum . Okulun yanında mezarlığa uğramadan da geçemiyor insan .Yatanlara şöyle bir bakar kimler geldi geçti içimden ürperir FATİHA OKUR Allah günahlarını affetsin derdim...

SALNAME'LERE göre bizim oralar ALEVİ BEKTAŞİ İMİŞ

Bu doğru mu?

Çepni Oymak'ının Alevi olduğunu biliyoruz.

Dört beş tane köy var . BİZİM ORANIN TABİRİ İLE Kızılbaş köyleri neyin nesi?

. Olabilir . Niye olmasın . Türkmen olduktan sonra.

AYRICA Alevi kültüründeki Şaman gelenekleri çok.

Yöremizde bir çok Alevi Kültleri yaşatıldığına göre .Söz gelimi EĞRİLCE GİBİ- HIDIRELLEZ GİBİ- AL BASMASI- CANGOLOZ - İP ATLAMA – ATEŞTEN ATLAMA- EVLİYALARA ÇAPUT BAĞLAMA orda kurban kesme - AŞURE –MUHARREM GELENEKLERİ GİBİ.

Demek ki bu konu incelemeye değer. HAYDAR- HASAN – ALİ – HÜSEYİN isimleri yaygın olduğuna göre tarihçilerin işine karışmayalım öyle böyle bir çok gelenek sürüyor

İlkokul üçüncü sınıf..Önemli idi bizim için..

Ankaralı Deli öğretmen lakaplı MEHMET SEVEN çok şey kattı bize .. Matematiği öğretti rakamlarla oynuyordu adeta. En çokta sınıfta ATATÜRK resmine bakarak konuşur , "Çocuklar iyi OKUMAZSANIZ Atatürk üzülür" derdi . SORDUĞU SORUYU BİLEMEYİNCE ATATÜRKÜMÜZÜN RESMİNE acaba ÜZÜLÜYORMU DİYE. bakardık.

İçimizde Yunus Matematiği iyi bilirdi...

Aslan ve ben iyi anlaşıyorduk sanırım .Onunla bazen dolaşırken şose kenarındaki telefon direklerindeki fincanlara taş atarak kırardı .Ben kızardım niye kırıyorsun diye ?

Belki ben taşı savuramıyordum . Eşekten düşüp kolumu kırmıştım Aşağı Kınıklı Celal Dayı Karasakızla kolumu sarmıştı. Herhalde kemik yanlış kaynadı ki çolak derlerdi bu yüzden.

Dördüncü sınıfta idik bir 23 Nisan günü okulumuzu süsledik öğretmenimiz bayrak getirdi. İşte o zaman bu bizim bayrağımız DEMENİN hazzını duymuştum.

O gün şehirden belediye otobüsü ile İstiklal ilkokulu öğrencileri geldi .Sait öğretmenimiz getirmişti. hiç unutmam gün gibi sonradan orta okuldan müzik öğretmenim olan VAMIK TEKİN HOCAMIZ KÖY OKULLARIN ZİYARET ÇERÇEVESİNDE GETİRMİŞTİ ONLARI.

TÜRKÜLER SÖYLEDİLER BİZ DİNLEDİK. O ZAMAN KADAR TÜRKÜ LERİ DOĞRU DÜRÜST MAKAMINDA OKUMAYI BİLMEZDİK.

SADECE DÜĞÜNLERDE ODALARDA DAVUL ZURNA İLE SESİ İYİ OLANLAR TÜRKÜ SÖYLERLER, BİZLERİ ORALARA YANAŞTIRMAZLAR, DIŞARDAN DİNLERDİK.

Köyümüzden sesi güzel iyi türkü söyleyen birkaç kişi vardı.

Eskilerden MEHMET ALİ iyi rakı içermiş , mezesi iyi olunca da asılırmış. Meze de PEZÜK TURŞUSU – yoğurt . Nedense kendisine Katır Hırsızı demişler . Oysa öyle birine benzemiyordu. İyi koşumlu bir atı vardı , iyi rakı içermiş . Şehirde KARAGÜLLÜ DİYE de BİR hanımı vardı.

Mehmet Alinin " a gülüm seni cemakenda görmüşler " türküsünü bizzat dinlemiştim kulağımı pencereye dayayarak. Babamın sesi de çok iyidir hele" Kör Haydar Eli Kulağa At "dediler mi ' şu yüce dağları duman kaplamış ' diye başlar, birde ' Erzincan'a vardım ne güzel bağlar ' iyi söylerdi.

Odalarda rakı içenler olurdu onlara meze yetiştirmek zor işti.Arada tabancalarını çıkarır tavana yada pencereden ateş ederlerdi. Silah sesleri gelince kaçardık..

Namık hocamızın şehirden getirdiği öğrencileri bir ağızdan o günden bu güne dek unutmadığım Türk Sanat Müziği parçası ' Sus Sus kimseler duymasın ' - peşine de ' Kırmızı gül demet demet ' , ' Bülbülü Duttum da Güle Bağladım' . Ağzımız açık onları hayranlıkla dinlemiştik.

Şehirli çocuklar son derece iyi giyimli, bakımlı idiler .. Onlara bakamıyorduk bile üstümdeki yakası içe dönmüş boz bir ceketim vardı ...

Sait Hocam benim okumamı istiyordu babalarımıza da söylemişti

Okul bitti bir sınava gitmemizi istedi . Devlet Parasız Yatılı sınavı. Eskilerin tabiri ile LEYLİ MECCANE okuyacaktık herhalde. Giresun'a gitmek için paramız yoktu babam köyde duvar filan yapar , tırpan biçmeye gider di.

Köyümüzden lakabı KÜRÜS NİYAZI Dayıdan bir iki yevmiye alacağı vardı . Bir Salı günü idi hiç unutmam. Minibüs gidiş geliş parası bulamadı. Niyazi dayıyı KARAYSARIN SOKAKLARIN ALT ÜST ETTİK BULAMADI ALACAĞINI ALMAK İÇİN . Sonunda Avutmuşlu HATMİ ENİŞTEMİZDEN üç beş kuruş aldı da sınava gitmiştim. Giderken de Sait hocam bana bir iki bir şey söyledi bir zarfa yazdıkların koydu bunu ' GİRESUNDA İL ENCÜMEN ÜYESİ SÜLEYMAN YÜCEL'E VER ' DEDİ.. MERAKTAN ZARFI AÇTIM OKUDUM.. aynen ' Abi sana öğrencimi gönderiyorum zekidir fakirdir yardımcı ol' diye yazmıştı..

Adamı nasıl buldum hatırlamıyorum .. Zarfı verdim açtı dudakların büktü ağzından sadece ' bakarız ': kelimesini işitmiştim işte ilk hayal kırıklığım . Girdiğim ne sınavı ise kazanamayarak geri gelmiştim.

Babam beni bir Salı çarşıya götürdü . İnek satacaktı Besbelli parası kalmadı. Demek ki.. Ben ineği sürdüm . Mal pazarında ineği sattı . Yukarı çarşıda bir kilo üzüm , birde fırından sıcak bir somun aldı. Duvarın dibinde çömelip üzümü muslukta suya tuttu mendilini açtı üzümü koydu.. Yüksek sesle Bismillah dedi. Bir güzel yedik .Sonra oğlum gel sana pantolon diktirek dedi .Bende baba bana düdük al dedim. Bizim köyde Osman ağabey iyi kaval çalardı. Kara koyunu suya indirirdi adeta .

Öküz yayacağım ya . İllada düdük isterim deyince oğlum düdüğü neydecen günah deyince nazlandım . Birde mantar tabancası isterim diye tutturdum..Beni dinlemedi bile..

Bir terzi dükkanına a uğradık. Ememin damadı Hüsnü Enişte 'nin dükkanı idi. Babam :

" Enişte şu çocuğa bir pantolon dik "dedi . İlk defa terzi ölçümü aldı elinde bir mezuro.. kulağına arasına koyduğu kalemi çıkarıp ölçü alıyor hem de sorular soruyordu bana .Cevaplarım hoşuna gitmiş olacaktı ki bir şeyler sordu... Babama dönerek HAYDAR BU ÇOCUĞU OKUT ,ORTAOKULA VER DEDİ. BABAM içini çekti bana baktı NASIL OKUTURUZ ? Masraf diyebildi. OKUT YARDIMCI OLURUZ DEDİ ... Olumlu baktığını anlamıştım.

Sevindim hem de nasıl ? Babam kabul etmiş göründü . Köye gittim o zaman muhtar Eşref Dede idi Bilge idi .Bize vesile oldu NAZIM DEDE YUNUSU , SAĞIR HAYDAR ASLANI , KEMAL DAYI KENANI, EŞREF DAYI DURSUNU DERKEN BEŞ KİŞİ ORTA OKULA BAŞLADIK..

KAYIT OLMAYA GİTTİĞİM DE MÜDÜR YARDIMCISI Ali Civil idi . Bana velin gelsin dedi . Veli ne demek bilmiyordum. Baban nerede dedi? Bende babam gelemez kamyona taş yüklüyor dedim. Tam o sırada lokantacı Nuri AYDIN amca sonradan sınıf arkadaşım olacak kızı Gülten'i kaydettiriyordu... Kör Hasan'dan çektirdiğim pekte net olmayan fotoğraflar diplomam elimde idi . Ali Civil NURİ amcaya BU ÇOCUĞA VELİ OL DEDİ . O DA HEMEN KABUL EETİ BÖYLECE KAYDOLDUM .

O şubat ara tatilde KARNEMİ GÖTÜRÜP İMZALATTIĞIMDA sen kimsin deyince Amıca dediğimde hatırladı. Aferin karnen de iyi dedi . Matematiğim zayıftı ama gülümsedi.

İşte böyle başladı okul hayatımız

Öküz güderken birden okullu olduk..

Babam bir elbise aldı birde şapka

Şapkamız havalı idi..

Ne muhteşem şeylerdi köye gidip gelirken bize hava verirdi sanki

Yalnız Kenan şapkasını hep eline alırdı nedense.Biz kafamızdan çıkarmazdık...

Kışları iki üç ay ev tutardık.

İlk sene nenemle okumamı sağlayan Hüsnü Eniştenin bir odasında kalıyorduk Nenem , Eşi Sevim ablamın da nenesi ,annesinin annesi idi

Fransızca ile başladık İngilizceye geçtik yabancı dilde

Müdürümüz Kör Veysel lakabı olan Veysel Akkoyunlu idi.

İngilizce öğretmenimiz RAMAZAN VELİECEĞOLU Türkçe öğretmenimiz ALİ CİVİL , TARİH ÖĞRETMENİMİZ Abdi Bey ki kendisine Kürt Abdi derlerdi. Matematik öğretmenimiz KRAL FARUK, MÜZİK ÖĞRETMENİMİZ VAMIK BEY İDİ. Coğrafya VURAL BEY , resim iş deli Selahattin lakablı Selahattin Aytekin dı. .

Bizim memlekette hemen hemen herkesin bir lakabı vardır. Kel olmasa da kel sağır olmasa da sağır gibi sözcükler ismin başına getirilirdi. .Sanırım bazı derslerimize de ilk okuldan gelirlerdi . Çil Hasan denilen HASAN BEY- ADNAN BEY- CELALETTİN MENTEŞ- MEHMET KALKANCI – DİN DERSİNE GELEN HAKKI BEY gibi iz bırakanlardı bende.

Hakkı Bey Din dersi sınavında KABENİN ENİNİ BOYUNU sormuştu. Bizim köyün imamına sormuştum bilemedi.

Ortaokul biri ne demekse bütünleme ile geçmiştim. Ah matematik çok çektim .Kral Faruk'tan not almak ne mümkündü..

O sıralar okulun takımı vardı futbol takımı forması siyah beyazdı yani Beşiktaş.

Sanırım İstanbul Beşiktaş 'ta çok sayıda Şebinkarahisarlı oturuyordu formaları onlar göndermişti. .Beşiktaş lafları duyardım Altay'ı yenmiş KUZMAN ,Küçük AHMET , DEYİP DURUYORLARDI . O GÜNDEN BU GÜNE BEŞİKTAŞ SEVDAM SÜRMEKTEDİR.

Sıra arkadaşım Ali Yolcubal Fenerli idi onunla kahvede maç dinlerdik..

Bir keresinde otururken lise son sınıftan birileri bizi alıp Köroğlu Gözesine doğru götürdü . En çok konuşan İzzet Alkan idi Ezdiber'li idi. Diğerlerinin kim olduğunu anımsamıyorum.

Köroğlu Gözesine doğru giderken MİLLİYETÇİ OLUN gibi daha önce duymadığımız şeyleri söylüyorlar. Turancı olun diyorlardı. TURANCILIĞIN BÜTÜN TÜRKLERİN BİR ARAYA GELİP DEVLET KURMASI ,

MİLLİYETÇİLİĞİNDE TÜRK MİLLETİNİ ÇOK SEVMEK demek olduğunu söylüyorlardı. Hatta bir örnekleme yapıyorlardı. Afrika'da vahşi ormanda bir aslan tarafından saldırıya uğrayanlar arasında birde Türk varsa önce kimi kurtaralım? diye soru cevap yöntemi ile bizim tepkimizi ölçüyorlardı.

Tabi ki 'Türkü kurtarırım' demekle aidiyetimize düşkünlüğümüzü test edip bilinçli olduğumuzu öğrenmenin memnuniyeti ile sırtımızı sızvazlıyorlardı. Ders kitaplarında şiirleri olan Ziya Gökalp, MEHMET Emin Yurdakul'dan bahsettiklerini, ilk kez de NİHAL Atsız adını duyuyordum.. Atatürk'ün büyük bir Türk Milliyetçisi olduğunu da özellikle belirtiyorlardı.. En büyük düşman Moskof'tu . Öyle diyorlardı. Hiç Amerikadan bahsetmiyorlardı.

O dönemlerde Amerika özgürlükçülüğün !!!! , Sovyetler zulmün !!!! temsilcileri idi. O seneler Ruslar Çekoslovakya'yı işgal etmişti ..Dünya demir perde olan olmayan diye iki kutuplu idi.

O aralar bir tarih öğretmenimiz gelmişti Mehmet Avcı .. Ya tarih yada din dersine bazen gelirdi. Dersin ortasında birden bire ÇIRPINIRDI KARADENİZ türküsünü söyler bir ağızdan tekrar ederdik. Hatta bir keresinde müdür yardımcılarından biri sınıfa girmişti hocaya dersimiz Müzik mi ? diye sormuştu.

İşte Köroğlu gezileri böyle başladı senelerce devam etti..

Zamanla söylemler ilgim içekti. Verdikleri kitapları okumaya başladım zaten meraklı idim arada sırada sıra arkadaşım ZİBERİLİ Hasan Tuncer bana Teksas Tommiks getirirdi ..Nevada Rancerleri , hep kötü , her zaman yenilmeye mahkum Kızıl Derililer , onları HEP yenen İngiliz askerleri .Çelik Bilek Rodi .. o günlerden kalanlardı BELLEĞİMDE . Bu çizgi romanları yazanlar hep Amerika –İngiliz sempatileri yaratmak için yazılmışlardı sanki.

Bir ara birisi Tommiks Teksas okumayın Kızılderililer bizden dediler. Onların Bering Boğazından Asya'dan Amerika Kıtasına geçtiklerini söylediler bu kez onlara sempati duymaya başladım.

Türkiye de yeni şeyler oluyordu..

Zaman geçiyor kutuplaşmalar oluyordu- İlçemizde birde kendilerine gomonos – Kominist- denilenler vardı.

Koministlik neydi bilmiyorduk hadi Milliyetçiliğin milletini sevmek olduğunu biliyorduk ta koministliğin ne olduğunu nasıl bir rejim olduğunu bilmiyorduk.

Bazen Kominist demek ağır düşerdi SOLCU derlerdi .Solculuk dini imanı inkar etmek olduğunu vurguluyorlardı.Bunların Ezanı susturacaklarını söylüyorlardı. Aynı mahallenin çocukları ya akrabalık ya arkadaşlık gereği sağcı ve solcu oluyorlardı . Bu durum giderayak öğretmenler arasında , öğrenciler arasında da taban buluyordu. Dernekler vardı Halkevi gibi gidilen yerler vardı.

Bazen gelir giderken şehirde çalışan köylülerimizle sohbet ederdik. Hiç unutmam ben milliyetçilik derken Nazif amca "eşşolu eşekler babanız ırgatlık yapıyor. Toklunuz Çökeliğiniz para ediyor mu? Baban sana harçlık veriyor mu? Tok aç olanın halından anlarmı? gibi şeyler söylese de aldırmıyorduk.Bize göre Nazif Amcada Solcu idi!!!

İlk defa bizim köylü emekçi , ekmeğini kazanmaktan başka bir şeyi olmayan kesim olduğumuzu sınıf dedikleri olayı belleğime yerleştiriyordum.

Oysa yöremizde yaşayanlarla kaderimiz ortak, yaşam biçimimiz aynı idi.

Nasıl basiretlerimiz bağlanmış .Emperyalizmin oyunu olduğunu nasıl görmemişiz?

Biliyorum ki ;

Abdi Bey titizliğini hala sürdürüyor .Yazılılarda tek tip çizgili kağıt ister.Kadeş Meydan muharebesin ballandıra ballandıra anlatan VELİ YILMAZ 'a 'AFERİN OTUR YERİNE DER. Timur'la Yıldırım Beyazıt arasındaki iki Türk devletinin birbirin kırdığı savaşa sebep olan YILDIRIMIN TİMURA YAZDIĞI İÇİNDE KÖPEK KELİMESİ GEÇEN HAKARET MEKTUBU YÜKSEK sesle okuyan Zihni Aslan'a göz kırparak sözlüde on vermeye

Ali Civil'in cümlenin yapısın anlatırken ÖZNE- TÜMLEÇ- YÜKLEM defalarca anlatır, örnekler verir ,kafamıza sokmaya çalışır, arada Ahmet Şaşmaz'ın kulağını çekmeye ,

Kral Faruk'un Ankara İstanbul arasında aynı anda hızları farklı iki trenin nerede karşılaşacağını sorar sınıftaki sessizlik karşısında not defterin çıkararak SIFIRRR... sesi sınıfın duvarlarında buz gibi esmeye ,

Ramazan Hocamızın ' Çalışın oğlum adam olun gelecek sizin' derken gözde öğrencilerine dönerek " HOW MANY Picture Are There " demeye ,

Mehmet Avcının her şey Türk için Türk'e göre olmalı diyerek ulus bilincine katkılarını, ruhlarımızı kabartan söylemleri devam ederken birden coşa gelip MARŞ SÖYLETMEYE özellikle Çırpınırdı Karadeniz söyletmeye,

Serpil Hanımın gayretle İngilizce öğreteceğim diyerek İNGİLİZCE YILBAŞI ŞARKISINI Cıngıl Bells Cıngıl Bells derken bir yandan da müdüre bakıp iyi söyletiyor muyum demeye,

Ersan hocamız HÜRRİYET KASİDESİ OKURKEN O DAVUDİ SESİ İLE BÜTÜN SINIFI HÜKÜM ALTINA ALMAYA ,

Vamık Tekin öğretmenimiz Müzik Dersinde ilk öğrettiği " Tamzara Türküsünün notaların solfej yaptırmaya " re mi fa sol fa sol la " diyerek gözlerimizin içine memnuniyetle bakarken ADIMIN BİRİ OĞUZ BİRİ MUSTAFA KEMAL marşını coşku ile söyletmeye ,

Saime öğretmenimiz Ziya Gökalp'i anlatırken gözlerinin uzaklara dalarak Turan hayali kurduğunu ,

Gökalp'in Kızıl Elma şiirin okurken

Çocuktum ufacıktım

Top oynadım acıktım dizeleri ile başlayan şiiri bizleri bayırlara sürüklemeye ,

İsmail Şenyuva Hocam'IN ' Portland Çimentosu' nasıl yapılır? formülü üzerinde hala kafa yorarken SOSYALİZMİN ALFABESİ'NDEN satırlar okumaya ,

Mercimek lakaplı Şahin hocamız hala Arşimed Prensibi ile Lavaziye Teorisini karıştırmamızı bir türlü engelleyemediğine yanıp , okul labaratuvarında hala H2O (aşikio) eldesi ile uğraşmaya,

Coğrafya öğretmenimiz Vural Köseoğlu iklimleri anlatırken meridiyenleri parmağıyla göstermesine rağmen yırtık pırtık dünya haritasındaki karlı dağlara doğru uzanınca ' çocuklar bir film geldi gidin izleyin İNLEYEN DAĞLAR tavsiyelerini sürdürmeye,

Seyfi Sezer öğretmenimiz r harfini kullanamadığından ondalık sayıları anlatırken böler yerine böer demeye devam ettiğini,

Altınordu Remzi hocamız üstü başı tebeşirli , kalın gözlüğü hep puslu olarak tahtaya yazdıklarını okurken arada sırada ani dönüşlerle dikkatimiz ölçmeye ,

Habib Özen öğretmenimiz " Osmanlı Feodal bir yapıya sahipti" SOSYALİZM EN İYİ REJİMDİR söylemiyle muhafazakar çevrelerin tepkisini toplamaya kaldığı yerden sürdürmeye,

Hasan Kaptı hocamız siyatiğine rağmen derslerini ayakta fizik formüllerini, ışığın mercekler üzerindeki yansımalarını anlatmadaki ustalığını sürdürdüğü böylece ,tam bir memleket sever olmayı hak ettiğini,

Nazım Bayata hocamız GİDERAYAK ADLI kitabını yazdığı 2010 yılından kırk yıl önce geldiği Şebinkarahisar'da yazacakları şeyleri o günlerden notlarına ilaveler yapıyorken "FELSEFE BİLİMİN TEMELİDİR , Dini insanlar ortaya çıkardı" demesinin ardından konuşmalarının altı edebiyatta öğrencilerince aleyhine kullanılmak üzere notlar tutulduğundan haberi olmadığını, Tam Bağımsız Türkiye hayalinin gerçekleşeceği günlerin özlemini hala duymaya devam ettiğini,

Ali Bostan hocamız ufak tefek yapısı ile "neme lazım ben karışmayım dersimi anlatır çıkarım" demeye devam ettiğini,

Selahattin hocamız kürsüye koyduğu bir vazoyu resim kartonuna çizmemizi isterken göz ucuyla elinde kalem arada sırada bir gözünü kapatıp bir yapılan resme birde vazoya orantılımı, ışık nasıl yansımış diye bakmaya ,

Heredot lakablı tarih öğretmenimiz ÜNAL BEY Karaysar'ın eniştesi olmanın YANINDA İZ BIRAKTIĞI TAVIRLARI İLE " BEN ŞEBİNKARAYSARIN EN GÜZEL KIZI İLE EVLENDİM "derken ayrıcalığını öğünerek anlatmaya

Devam ettiklerinden kuşkum yok SEVGİLİ - ORTAOKUL LİSE ÖĞRETMENLERİM. Sizleri hep sevdim.

İşte dostlar;

Devlet kapısından ayrılığın öyküsü içinde yer alan ŞEBİNKARAHİSAR yıllarımdan anılar.. Devamı olacak tabiî ki ..

Artık ;

' İZZETİ İKBAL İLE ÇEKİLDİK BABI HÜKÜMETTEN' diye bilmenin hoş ama birazda hüzün veren yapısı ile

Hukukun başka bir alanında yazışmak , hizmet etmek amacı ile (AVUKATLIK YAPARAK) MERHABALAR...

24 KASIM 2011

Körmemedoğlu

Zihni Aslan

www.sebinmedya.com

Yazarı"