SKT : " BÜYÜKANNE VE BÜYÜKBABALAR GÜNÜ "

'NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Seher Keçe Türker'in Kaleminden;

" BÜYÜKANNE VE BÜYÜKBABALAR GÜNÜ "

" Yalnız yaptıklarımızdan değil,

yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.

Moliere"

" Torunum Zeynep'in gittiği anaokulu Büyükanneler ve Büyükbabalar Günü'nde çocuklarla hazırladıkları çalışmaları göstermek, günün mana ve önemine dikkat çekmek için 10Aralık 2010 tarihinde bizleri bir araya topladı. Çok güzel denebilecek, anlamlı bir zaman dilimi geçirdik. Aramızdaki iletişim arttı. Büyükanneler ve büyükbabalar tanıdım. Birçoğu başka illerden geldiklerini söylediler. Demek büyükanneler, büyükbabalarla torunlar arasındaki iletişim önemliymiş. Bu konuda düşünmemiz gerekir.

Evli çiftlerin bir bebekle aileye dönüşmesinden sonra bebeğin yetişmesinde anne-babalar kadar etkisi olan büyükanne ve büyükbabaların gününün bu sene 25. yılı kutlanıyor. Büyükanne-Büyükbabalar Günü pek bilinmiyor. Diğer özel günler kadar öne çıkarılmadı.

Belki de kutlama gününü tam olarak belirleyemedik. Konuyu yazmak için küçük bir tarama yaptım; kesin olan bir kutlama tarihi göremedim. Tarih, bize özgü olmalı... Aralık ayı uygun bence... Aralık ayının ikinci cuma günü olabilir. Tatil günü olmamalı, sadece anaokullarında değil ilköğretimde de kutlanmalı. Hemen hemen icat edilmiş bütün günlerin gereksiz, ticari olduğunu, kutlamaların bir yarar sağlamadığını düşünüyorum. Büyükanne ve büyükbaba Günü'nün kuşaklararası köprü kuracağı için faydalı olacağına inanıyorum.

Çocukların, psikolojik gelişiminde; büyükanne ve büyükbabaların onların işlerine karışmasının gelişim üzerinde olumlu etki meydana getirdiğini, olumsuz etki meydana getirdiği, hiçbir etki meydana getirmediğini belirten sonuçlar çıkarmışlar. Bu sonuç gösteriyor ki konu her aile için değişebilir. Bir araştırmada; "aile büyüklerinin çocuğun kafasını karıştırıcı" olarak anlatılmış. Daha sonra, bakıcılar, komşular, mahalle esnafı da karıştırıcılar arasına dâhil edilmiş. Bu konu hakkında yorum yapmak istemiyorum ama kafa karıştırıcılara ilave edebilirim; televizyon, kafe! gazeteler, sokaktaki insan manzaraları, kitaplar, özellikle çocuk kitaplarında geçen konular ve içinde bulunan çelişkiler...

Bir zamanlar, torunlarını kucağına alıp onlara masal anlatan büyükanneler, büyükbabalar vardı. Sık sık görüşülürdü. Büyükanneler ve büyükbabalar bir çocuğun ihtiyaç duyabileceği her şeye sahipti: yeteri kadar zaman ve sabır, koşulsuz sevgi, her konuda yol gösterecek bilgi ve tecrübe. Belki en önemlisi; anne-babalarlarıyla olan çatışma durumunda, tarafsız bir bölge oluştırmalarıydı. Sadece varlıkları ile değil yoklukları ile de bize bir şeyler öğrettiler; ölümü onlarla öğrendik mesela. Gerçek sevginin ölümden sonra bile devam edebileceğini de. Bilmemiz ve uygulamamız gereken bir çok gelenek ve göreneğimizi de farkında olmadan öğrenmişiz onlardan. Zaten kültür denilen de budur. Aile büyüklerinden kopuk yaşamak devamında kültürsüzlüğü ortaya çıkarmaya devam ediyor. Büyüklerinden uzak tutulan çocukların; kafalarını karıştıran, ruh sağlıklarına olumsuz etki eden her şeyden kurtulmalarını dilerim.

Bu günün amaçları; büyükanne ve büyükbabaları onurlandırmak, onlara ve

torunlarına, birbirlerine duydukları sevgiyi gösterme fırsatını tanımak, çocukların gözünde; büyükanneler ve büyükbabalardan alacakları enerji, aktarabilecekleri tecrübelerin, önderlik vasıflarının altını çizerek dikkat çekmek... Eskinin tersi; çocuklarla, anne baba arasında torunların köprü görevini almalarının önemli bir durum olduğunun da fark edilmesini dilerim.

Bu gün ve her zaman güneşin altın tozları sizleri bulutsuz gökyüzü ile kucaklasın.

12 Aralık 2010

Seher Keçe Türker

www.sebinmedya.com

Yazarı"