ÜT : " TEKNE ORUCUNUN EHEMMİYET'İ "

'NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Ümit Telli'nin kaleminden;

" TEKNE ORUCUNUN EHEMMİYET'İ "

" İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan Ayı'na bu yıl kimbilir kimlerin ulaşamadığını düşünerek bıldır ki günleri yad ederken,bu seneki feyzli günlere nasip te olduk çok şükür..İnsan yaşlandıkça yada belli bir yaşa geldikten sonra anlıyor bir çok şeyin kıymetini..Oysa çocukluğumuzda denk geldiğimiz ramazan günlerinde kimi arkadaşlarımızın oruçlu olup olmadığımızı dilimizden anlaması çok büyük bir meziyet gibi gelirdi sanki bana..ne alakaysa..? Ya da oruçmusun? fırıçmısın.? ikilemi arasında bırakılırken bazıları tarafından kime ? niye ? oruçlu olmadığımı yutkunur anlatamaz veyahutta çaktırmadan su içip,yemek tıkınıp ta hala oruçmuş gibi davranan arkadaşlarımı da dememenin komik gururu içerisinde ezik büzük te olsa Topçu HİKMET eminin kaleye çıkışını seyreder,akşam ezan'ı vaktini önceden bilebilen arkadaşlarımızın gazıyla başlardık top atılmadan önce mani patlatmaya; ''-Topçu topçu top atar ,kalelerde ... atar '' uydurmasyon tabi..Güya biz torpilliydik ya , hemen kalenin dibindeydi ya evimiz,çocukçada olsa yine kıymete binerdi sevgili TAŞ MAHALLE miz..

Sıcak ve uzun yaz günlerindeydik..Cumartesi günleri saat akşam dokuz'u gonkladığında ,Anne'min zılgıt gibi sesi yayılırdı evimizin televizyon'u gören tüm odalarına ve basma kumaştan yapılan perdenin arasından bahçeden bize misafir olanların kulaklarına..Türk filmi başlayacaktır birazdan ve Annem Deli Yılmaz'ın'burnunu'yağlar,yuğlar sobanın borusuna bağlar..Ondan öncee konuşan da yılamaz'ın burnunu yer..Tıp tır..Artık film başlamıştır..Ya bir Zeki-Metin filmi ya da Ahh..! o Gülşen Bubikoğlu yok muu..! çocuktum belki ama yer bitirirdi beni..Bir yanda Güler ablanın dır dır çenesi ki Allah muhafaza;

'' - Gı Şeker abla n'oldu gı..?, niye öyle oldu gııı..? gı desene gıı..? vaa..! vahtulu seni..'' ısrarlarıyla Annemden sonra Yılmaz'ın burnuyla hasbihal olan yegane kişilikti..Diğer yanda daha filmin başlarında sayıklamaya başlayan Katibe yengem'in başını öne düşürdüğünde hemen -Bismillah diye uyanarak etrafa bakınıp iç geçirmeleri ve bunu yaklaşık her beş dakika da bir tekrar etmesi bize çok gülünç gelirdi..

Annemin misafirler gelmeden önce sıkı sıkı tenbihlediği ve ''- üç taneden fazla yersen seni gebertirim..! '' diye tehditler savurarak göstermelik olduğunu adım gibi bildiğim Bolkepçe'lerden kutusuyla alınma Bifa büskivi ve gofretleri milletin önündeki tabaktan araklamanın telaşı içinde başlardık filmi izlemeye..Herkes çayını aynı anda içer ,hepsi aynı anda biter ve yeniden aynı anda doldurulurdu..Bize çay yasak tabii..Gecenin serinin de döşek bir türlü kurumuyordu yanii.Ne olurdu da iki lafın arasında Güler ablanın getirdiği KISIR dan bir miktar çala-kaşık etseydik be..Yasak abim ne mümkün Annemi aşabilmek..! Reklamlar başlar,herkeste bir telaş..!? Ağabey'imin sigara sakladığı dış kenef kıymet'e biner.Maksat Salise emeden daha önce varabilmektir rahata..Hem bu reklamlar da yalancı çıktı ağbim.Adam hep; '' _ Bira bu kapağın altında..'' diyordu ya , biz bir türlü bulamadık ki gazoz kapağına mile oynarken bira denen mereti..Bir de HOVER reklamı vardı,bütün hatunlar gıptayla bakardı..yoktu demek ki..Hem olsaydı Ablam iki kez teşt'te çitileyip asarmıydı canıımm elbisesini..? Ben bu teşt işine de gıcık olurdum..Dip odada ki ÇAĞ'a ne oldu ki de Annem beni hep dışarıda teşt'in içinde haşlardı..? Ben de büyümüştüm artık,ayıp değilmiydi Anne yaa..! her hafta böyle,ama istemiyorum ki..! dediğim anda başıma inen bakır hamam tasının donk sesiyle kafam yeniden çalışmaya başlar, bir daha söylememek üzere yemin_i billah'lar ederdim..iki tas sıcak suyla Annem son noktayı koyardı seviyeli tartışmamıza.. :)

Ben mi yanlış hatırlıyorum tam bilemiyorum ama RAMAZAN AYI'nın çokk sıcak günlere denk geldiğinde fanta ile tanıştık..Tekne orucu diye tuttuğum oruçlardan utanır seyretmezdim tv de KARAGÖZ ile HACİVAT'ı..Ama çaktırmadan gözüm ilişirdi yeni dondurma reklamına.. -panda panda panda enfes dondurmaa..! Oysa ki kış'a daha çok vardı bize göre dondurma mevsimi gelmemişti daha..Ekinlerin Ziberi'ye doğru Engin sarı bir deniz gibi görüldüğü ve Sayım'ın çıkının dan domates,hıyar,yeşil soğan ve biraz fırınkurusu olduğu halde PEHLİVAN TEPESİ ne mal otlatmaya gidilen zamanlardaydık daha ki HÜŞENG AZEROĞLU bize selam getireli çok ta fazla olmamıştı yanii.Aşağı tarlaların birinin gözesinden yüzükoyun yatıp,ağzımızı burnumuzla beraber yaslayıp,börtü böcekleri görmezden gelerek kana kana göze suyundan içtiğimiz o sıcak günlerdi daha..Akşam üzeri malları toplarken bahçeler'e ineklerden birinin kaçmamış olması için dua ve temennileriyle geri dönülen memleket'imin yaz akşamları..Ahlat'ların,Aluç'ların,Tavşan kirazlarının lezzetinde..Hadi bir hayal'in gerçek olsun deseler bana; YSE'nin sarı mercedes kamyonları hiç gitmesin isterdim,YOL geliyordu memleketime çünkü..Çünkü; KAMBUROĞLU DURSUN amcanın ''_ Acele GİRESUN ..GİRESUUUNN..'' diye avaz avaz hoparlorlerden bağırması daha da gürleşiyordu sanki gün geçtikçe..ya da itfaiyeci HÜSEYİN (Özdamar)emi nin sulayarak toz kalkmasını önlemeye çalıştığı ŞEBİNKARAHİSAR sokakları daha mı güzelleşecekti acaba..?

Ramazan aylarında bize değil belki ama HALİL HOCA lara, Terzi GÜNAY lara, birde vakit kalırsa MEDİNE HALA'lara pide almak için tabana kuvvet kah mecit amcaların fırınına ekmek kuyruğuna,kah Metin TEKER lerin son sistem francalı ekmek fabrikasına araya karışmaya koşardım..Aptalca olabilir biliyorum ama o sıcacık pidelerin kollarıma ve de pazularıma verdiği sıcak sancı çocukça bir zevk verirdi bana.Birde her birinin bana o pidelerden birtane vermeleri..Ezan ha okundu ha okunacak telaşıyla tepine tepine eve koşarken,yanlarından geçtiğim DAYIM'IN VE EMİMLERİN ''_ La oğlum..! niye seğirterek gediyn..? Yılmaz mı govaliy ardından..? '' diye söylenmelerini duymazdan gelirdim.Sonunda Ezan okunmadan sofraya yetişmek vardı sıcak pidelerle..Hem onlar anlarmıydı ki benim sevincimi ? hep büyüklerdi,hiç çocuk olmamışlardı ki..! Yemekler yenir,dualar edilir..Fazla yedin diye abladan bir cimcik,Anneden bir sille tatlı niyeti'ne getirilir,gelinir zurna'nın zırt noktasına..Artıkın Teravih vaktidir.pekii musalla taşını görmeden KURŞUNLU CAMİİ'ne nasıl girilir..? Bizim çocuklar pek korkarlardı ondan..ben bilmem ki hep bizim RAFET lerin oradan geçerdim çünkü..Noter EROL'un yatsıyı okumasıyla, DURSUN HOCA vaaz'ı azaltır -kısaltır.Konu hep; kardeşlik,komşuluk,ana-baba sevgisi,Din kardeşliği gibi kavramlar üzerinedir.Aynı şeyleri her akşam dinlemek bir şey değil de,benim için en büyük meşeggat; yanındaki veletlerle katıla katıla gülmeden veyahut ta camii'ye işemeden bu upuzuunn Namaz nasıl bitirilir..? işte bütün mesele bu zaten..! Bunları bir çözüme kavuşturabilsem ,vallahi TEKNE ORUCU ' nu bırakacam , tam gün oruç tutacağım yahu..!

Mübarek bereket ve şefaat ayının hayırlara vesile olmasını dilerken,tüm hemşehrilerimizin RAMAZAN BAYRAMINI da bu vesile ile kutlar..sağlık,huzur ve mutluluklar temenni ederim efendim..

SAYGILARIMLA.. 13-08-2010

Ümit TELLİ

www.sebinmedya.com

Yazarı"