ÜÇ : " KONAKLAR "

Araştırmacı Yazar ÜNSAL ÇALIK'ın kaleminden

" KONAKLAR "

" Bugüne Ulaşabilen Konaklarımızdan Bazıları.

Aşçı Nuri AYDIN KONAĞI

Şebinkarahisar'ın son Valisi Ferruh Beyin oturduğu konak. 1932 Konak Kızılca mahallesi eşrafından Aşçı Nurettin Aydın'a ait konak. Şebinkarahisar bir zamanlar büyük bir şehir merkezi sancak, parlak ve küçük Mısır adıyla isimlendirilen bir yerleşim yeri Sivas il Yıllığında (salname)de ise havası ve suyu ayvası ile meşhurdur. Şehir merkezinde 1939 Erzincan depreminde hasar görmeyen ev sayısı yok denecek kadar azdır. Bu evlerde kullanılan yapı malzemesi taş, kerpiç (çok az), ahşaptır. Zemin katlar taş daha çok kesme taş, üst katlar ise dolma tabir edilen bağdadi ve hımış dolgudur. Çatılar genelde beşikörtüsü semer dam ve çinko ile kaplanmıştır. 1900 yılından sonra baca tabir edilen toprak damlı ev sayısı yok denecek kadar azdır. Evler genelde iki katlıdır. Zemin katta ahlakiler, ocaklık, ve diğer ihtiyaçlı bölümler yer alır. Birinci katta sofa, etrafında odalar sıralanır. Semerdam arasına yerleştirilen ve her iki tarafa sündürülen köşk odası ve odalarının üç yana açılan pencereleri ise binaya başka bir güzellik katar. Evlerimizin çoğu iç sofalı ve yüklük denilen geleneksel yapı tarzıyla Türk evi tipini yansıtırlar.

Kent merkezinde bu güzelim konaklar ve evler ince bir dantel gibi işlendiklerini keşfetmek hiçte zor değildir. Yakından incelediğinizde birinci sınıf bir malzemenin kullanıldığına şahit olursunuz. Günümüze ulaşan evlerimize yaklaştığınızda bir çoğunun çeşitli nedenlerle terk edildikleri için bakımsızlıktan zar zor hayata direnmeye çalıştıkları, sizinle bir şeyler paylaşmak istediklerini hisseder gibi olur uzun uzun bakar bir iç çekmekten başka yapacağınız bir şey olmadığı gerçeği ile karşılaşırsınız. Kapısını açıp içine girmek, sedirine oturup onunla konuşmak yaşadıklarını ondan duymak gelir içinizden. Taş, kerpiç ve ahşabın birbirleriyle dantel gibi örüldüğü bu güzelim evlerimize aslında yapacağımız çok şeyler var onların birçoğunu onarıp gelecek kuşaklarımıza aktarmak onları gelecekte bu güzelliklerden mahrum bırakmamak adına bunu birilerinin yapması gerekmez mi?"