SKT : " SÖYLENECEK ÇOK SÖZ VAR "

'NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Seher Keçe Türker'in Kaleminden;

" BİNGÖL SEMPOZYUMUNUN ARDINDAN "

" SÖYLENECEK ÇOK SÖZ VAR "

" İyi bir çoban koyunlarının yününü kırpar, hiçbir zaman derisini yüzmez.

Atasözü

Bingöl Sempozyumunu öğrendiğim an katılmaya karar verdim. Elazığ Kız İlk Öğretmen Okulu mezunu olarak o yıllarda yakın çevreden gidemediğim illerden biri de Bingöl'dü. Yıllardır Bingöl'e gitmek için fırsat kolladım, nihayet Bingöl Sempozyumu sayesinde bu isteğimi gerçekleştirdim. Bingöl Sempozyumunun mimarları Bingöl Üniversitesi'dir. Başta Sempozyum sorumlusu güler yüzlü ve nazik Yrd. Doç. Dr. Yaşar Baş'a teşekkür etmek istiyorum. Hazırlıklar sürdürülürken ve Bingöl'e geldiğimiz andan itibaren gösterdiği ilgiden çok memnun kaldık. Hazırlanan programda hiç eksiklik, olumsuzluk gözümüze çarpmadı. Ufak tefek durumlar olduysa da onu bizlere hissettirmediler.

Bingöl Üniversitesi 29.05.2007 tarihinde kurulan yeni üniversite olmasına rağmen hızlı bir gelişme göstermiş ve gelişmeye devam ediyor. Beklentilerimizin üstünde bir üniversite ve akademisyenleri ile karşılaştık. Tanıştığım her akademisyen sanki Bingöllüydü. Üniversitenin şehirle bütünleşmesi bu olsa gerek... Bingöl'ün sorunlarıyla ilgileniyor, çözümü üzerinde çalışıyorlar. Bunun açık örneğini bilgi şöleni boyunca rektör, vali, belediye başkanı, cumhuriyet başsavcısı, milli eğitim müdürü, milletvekilleri, sivil toplum kuruluşlarının ve esnafın el ele olmasında gördük. Ayrıca okumak için evlerinden ayrılıp Bingöl yolunu tutan öğrencilere kucak açıp bağırlarına basmışlar. Görülüyor ki yakın tarihte öğrencilerin gelmek için yarışacakları bir yer olacağı muhakkak.

Bingöl'e gelirken ön yargılı değildim. Ancak yurdumuzun batısından Bingöl'e baktığınızda farklı görünüyor. Bunun birçok nedeni olmakla beraber medyanın verdiği haberlerin etkisinin çok büyük olduğunu düşünüyorum. Bingöllüler sakin, sağduyulu, saygılı insanlar. Çok seyahat eden biri olarak ilk defa sokakta tanımadığı insanlarla selamlaşanlara burada şahit oldum ve duygulandım. Ayrıca esnafın "Memnun kaldınız mı? " sorusunu sormalarını kendilerinden emin insanlar olduklarının göstergesi olarak değerlendiriyorum. Kaldığımız otellerin çalışanlarından, taksi minibüs sürücülerinden gördüğümüz ilgi, saygı da doğrusu söz etmeye değer...

Bingöl'ün bu kadar yeşil bir kent olduğunu da düşünmüyordum. Dilerim daha yeşil

olur, dilerim ekonomik değeri olan ağaçların sayısı artar. Özellikle dilerim üniversite yerleşkesi ve çevresi imrenilesi güzellikte ağaçlarla bezenerek örnek gösterilen büyük yeşil bir alana sahip olur.

Bingöl İlinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. En çok koyun, kıl

keçisi ve sığır yetiştirilir. Bu durum benim bilgi şöleni bildirimi ilgilendiriyor. Küçükbaş hayvancılığının çoban ve kavalla olan ilişkisi önemlidir. İşinin ehli çobanların hayvancılığa sağlayacağı faydalar çok fazladır. Bingöl gençliğinin ilin ambleminden rahatsızlık duyduğunu önceden beri biliyorum. Bana göre anlamlı bir amblem ama değiştirilebilinir. Bu durumun sürü, çoban ve kavalla uzaktan yakından ilgisi olmadığı aşikârdır. İlin sözü edilecek birçok başka özelliği var. Gözlemlerim sonucunda yakın tarihte, üniversite ve turizm kenti olma özelliği ile de adından söz ettirebilir düşüncesine sahip oldum.

Arıcılık ve bal üretimi de yapılmaktadır. Bu bölümün öğretim görevlisi olan Sayın Münire Çetin Hanımla tanışmaktan memnun olduk. Evlerinin kapısını açarak gösterdikleri samimi misafirperverlik ve dostluklarından dolayı Münire Çetin Hanıma ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Sayın Feride Kılıç'a çok teşekkür ederim.

Bingöl'ün en önemli ticari ürünü cevizdir. Bunun yanı sıra elma ve armut da yetiştirilmektedir. Ormancılık ve madencilik de yapılmaktadır. Hayvancılık nedeniyle yün işi ve dokumacılığı da ekonomisinde büyük yer tutmaktadır. Bingöl halı ve kilimleri ünlüdür. Ayrıca yünden giyecek, çuval, battaniye, heybe, koşum takımları ve at süsleri de yapılmaktadır. Bingöl'de ağaç işçiliği de gelişmiştir. Tahta kaşık, yağ ve bal tekneleri, çeyiz sandıkları üretilmektedir. Bütün bu güzel çalışmaların yanına kebe ve yanbolu üretimini de yaparlar. Çoban giysisini gözlerim aradı doğrusu.

Bingöl'de pek çok küçük göl olduğunu biliyoruz ancak merkeze uzak ve yükseklerde

oldukları için bir tane bile göl göremedik. Eski adı Çapakçur olan Bingöl birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihi eski ve önemlidir. Seritarius Kalesi ve Kral Kızı Kalesi (Dara-Hini) ile Bizans Dönemine ait olduğu sanılan Kiğı İlçesindeki Kiğı Kalesi'nden günümüze kalan duvarlarından bir parça görülebilinir.1400'lerin başında yapılan Kiğı Camisi de ildeki en önemli Türk-İslam eserlerinden biridir. Zamanımızın azlığından ne yüzen adayı ne de bu tarihi eserleri görmemiz mümkün olmadı.

Zazaca 'nın seçmeli ders olarak okutulması çalışmalarının olması sevindirici bir

çalışma olarak karşımıza çıktı. Zazaca dinlediğim türkülerin kulağımda hoş sedalar bıraktığını söylemeliyim. Ayrıca; parklarına, yollarına insanlarının saygılı davranışlarına hayran olduğumu da ifade etmeliyim.

Üniversite, şehre inmeseydi, halkla buluşmasaydı kısa sürede ilerlemesi ve üç başarılı sempozyumun altına imza atması kolay olmazdı. Sonuç olarak sunulan 77 bildirinin Bingöl'e ve ilin tanıtımına katkı sayladığı bir gerçektir. Sevgili annem Fatma Keçe ve yeğenim Şeyma Keçe sunumların sadık dinleyiciler oldular. Hatta İstanbul'da lise son sınıf öğrencisi olan Şeyma'nın bu ilde öğrencilik yapmanın güzel olacağını söyleyerek beğenisini dile getirdiğini belirtmek isterim.

Sözün özü; çalışmada emeği geçen herkesten memnun kaldık. Allah da sizlerden memnun kalsın, sempozyum sonucu hayırlı olsun ve her şey sizler adına yolunda yürüsün. Bizler de sizleri ve dostluğunuzu yanımızda getirerek zengin olarak evimize döndük.

30 Eylül 2010

Seher Keçe Türker

www.sebinmedya.com

Yazarı"