ÜT : " KAÇ YILIM KALDI ÖĞRETMENİM..?"

'NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Ümit Telli'nin Kaleminden,

" KAÇ YILIM KALDI ÖĞRETMENİM..?"

Soğuk bir güz..Bir eylül sabahı.Sol elimde Ağabeyimin yürek ısıtan,güvenli avuçları,

Sağ elimde tahsilatçı memurların kullandığı fermuarlı siyah çanta vardı.

İçinde bir kalem,bir silgi ve belki küçük bir defter..Ayşegül serileri...Cin Ali'ler.

Yeni yeni hevesindeyken okumanın,içimde büyük olmanın belli belirsiz gururu vardı.

Gri-kara bulutlar ince yağmurlar bırakırken memleketime,

evden ayrı kalınca gözümden akan yaşların eşki-tuzlu tadına varıverdi dudaklarım.

Bu gün ilkokul'da ilk günüm.Kimbilirdi ki hep öğrenmekle geçecekti bu garip ömrüm.?

Sınıf zemini yeni ziftlenmiş,kara tahta hakikaten kara ve iğreti yanan bir kendini ısıtan eski köhne bir soba..

Bir kucak odun,bir kucak tezekle yanyana.Hala hatırımda.

TÜRKAN EKŞİ'ye emanet artık minik yüreğim.Utandığımdan adımı bile diyemediğim sonralarımın canım öğretmeni.

Oysa Annemden bile fazla şey öğrendim ondan.Yazı yazmanın derinliğini,okumanın enginliğini,

Kardeşliği,Dostluğu,Paylaşım'ı öğrendim ondan.Bir de her bayram olduğunda öğretmenlerimin de ellerinden öpmem gerektiğini..

Belki bu sıcaklıktan olacak ilk yerli malı haftasın da kurdela takmanın haklı gururuyla

ilk türkü'yü de ben söyledim hemde sevinçten ağlayarak.

Bilemezdim son sınıfın ilk yarısından sonra gideceğini.Zaten O gitti bizde orta okula gittik..

Erken dönemde daha ergen olmadan.Harf harf,kelime kelime işlediler bizi,erinmeden,üşenmeden ÖĞRETMENLERİM.

Hepsi hepsi bir elin parmakları kadarlardı o zamanlar.

Ama bana sorarsanız ABDULLAH (ATASOY) Hocam,Öksürük kayası kadar sert lakin sırt olurdu aynı zamanda,

YEKTA (ŞİŞMAN) az mülayım çok yardımsever,

RECEP (ERTÜRK) Hocam ise Şebinkarahisar kalesi kadar sağlam ve tarihi dokusu kadar ihtişamlı gelirdi bana.

Belki ukalalık olacak ama O demeseydi '-yanındayım' diye belki bu ben olmayacaktım gitmeyecektim bol yetimli o yurda..

Yavuz'u,Sultan Süleyman'ı,Fatih'i anlatmasaydı,işlemeseydi içimizde yirmili yaşların heyecan'ı olmayacaktı belkide..

Kimi ders'te Yavuz olurduk,kimisinde Süleyman ama illede Ulubatlı Hasan..Hani İstanbul'un burçlarına üç hilal'li bayrağı ilk asan..

İlk okulun deminden olacak ortaokul da kendiyle yarıştırıyordu zaman.

SAİME YÜCEL hocamın mandalları bile küçük gelir olmuştu burnumuza.Her gün birbiriyle sıkışık.

Öyle anlatmışlardı ki sanırdım Dikmen'in ordan her Güneş batışında bizede el sallıyordu HÜSEYİN HÜSNÜ TEKIŞIK..

Bizim okul'a gitmekten anladığımız Hayat'ı kazanmaktı güya..

Halbuki yevmiye hafta sonları Terzi GÜNAY da 1 lira,ayakkabı boyarsan çifti 25 kuruş'a..

Kimbilir kaç kez yakalandım HALUK (ŞENAY) hoca'ya okulda boya sandığımla.

Kalem karaydı,defter üç bakla hepsini kendim alırdım.Bilmezdim bile portakalın kokusu kaç para..?

Bazı bazı gülerdik ilkokul yazlarında.. Yollandığımız Kur'an kurslarında latin harflerinden etkilendikçe ''ha'' dan sonra

I'yı,İ'yi,K-L-M'yi az mı Elif alfabesine ekledik ?. Sınıfta fazla yaramaz da değildik.

Kara Tahtanın üstünden ATA'mın bize baktığını iyi bilirdik.

Eyy..! mavi gözlü sarı saçlı ihtişam; sen öğretmesen biz ''A'' yı ''B'' yi ne bilirdik ?.Nerden bilirdik.?

Daha dün gibi halbuki; GÜLSEN (YAZAN) öğretmenin evinde ilk telefon deneyimiz.

Şimdilerde cep telefonlarıyla ne gizlimiz kaldı ne özelimiz.Herkes te bir telaş vardı o yıllarda.Büyümenin telaşı.

Kimi yaşlandıkça hayıflanırdı,kiminde ise genç kalmanın sırlı reçeteleri vardı.

Beden eğitiminde MÜRÜVVET (KIRAÇ) Hoca'dan disiplini bilmeliydik,resim dersinde konu naturmort,

Ev ekonomisinde Savaş 10 alırken diğer erkekler olurduk mort.!

Tabi bunda Savaş'ın el işi örmelerinde ki yeteneğini de azımsayamayız sanırım..

Liseliler vardı birde..Hey gidi Liseliler.Saçları yanlardan örgülü her biri birbirinden güzeller.Şimdi kimbilir ki nerelerdeler..?.

SEDAT Abimin T cetvelinin çizim gücünde olacak bende aynı tercihte bulunup

Perçin'in,Körüğün,Çekiç'in ve Örs'ün ritmine kaptırıverdim kendimi lise yıllarında,niceleri gibi..

Nitelikli eleman olarak yetiştirildim ama şube'm Adam olmak gibi zor bir bölümdü..

Hala bile kendimi öyle sayamıyorum,çok kaytardım derslerden çünkü..

Oysa;Körük çekmeyi Kalaycı YAŞAR AMCA'dan,Çekiç sallamayı BAL lı DURAN AMCA'dan,

Perçin'e yan vurmayı Sobacı HÜSAMETTİN AMCAM'dan taa çıraklıkta öğrenmiştik.

Hatta o yıllarda tabutuma da çivi çakmayı da öğrendim lanet sigara'ya başlayarak.

Büyümenin verdiği cesaretin en adi göstergesi..

Ve unuttuk zamanla bildiklerimizi..Ne diye öğrendiysek Trigonometre'yi,İvme'nin Eğimde ki yerini..?

Şimdi şimdi anlıyorum Matematiği.Ortak paydalarımız vardı hani bizim,küme olup guruplarda öğrendiğimiz..?

Vefa dersinden çakmıştık..Hayat dersinden bütünlemeli.Kimbilir nerelerdeler öğretmenlerim..?

Bulup şimdi her birini diz çöküp önünde boyun eğmeli,kırk'tan fazla olmalı öğreticilerim,

Kimileri Baba idi,kimileri Annelerim..Şu an adlarını saysamda bocalarım,

Aslında omuzlar üstünde sırtlarda taşınası hocalarım..

Yıllar yılı emeklerinizi göz ardı ettim Hakkınızı helal edin.

Oysa ki hani okula ilk başladığımda her harfine kırk yıl köle idim ?

Uzak ufuklarda canlanıyor şimdi içimdeki anılar,belki de yaşlandılar..Viran bahar'lar.

''-Yakınlarda olsaydı bilirdim.'' demişti Ağbim sevmelerinden.

İşte yok ki hani ? ZEKİ BALER'ler,HALUK ŞENAY'lar,CAHİT AKSOY ve ALİ AYDIN'lar..

Otuzbeş'i de devirdim öğretmenlerim,şimdi sizin o dönemdeki yaşınızdayım.

Öğrettiklerinizle işte buralardayım.Ne olur bir imtihan daha yapın HAYAT DERSİ'nden.

Hadi her yılıma ayrı puan alayım,zaten son ders te teneffüse girmekte.

Ömrüm haketmeyenlere kölelikle geçiyor benim..

Oysa asıl sana kul'dum senin Köle'ndim.

Şimdi söyle;

DAHA KAÇ YILIM KALDI Kİ ÖĞRETMENİM..?

Saygılarımla efendim..

ümit TELLİ

21-11-2010

www.sebinmedya.com

yazarı"